Ey içimde yıllardır çıkıp gitmeyen sessizlik…
Masanın üstünde işlemeli bir örtü duruyor hâlâ.
Kenarındaki danteller yer yer sökülmüş.
Sen giderken elin takılmıştı bir ucuna;
ipliği o gün çekildi biraz,
ev de o gün dağıldı zaten.
Saatin yanında eski bir anahtar var.
Hangi kapıyı açtığı çoktan unutuldu.
Çekmecelerde buruşturulmuş reçeteler,
solmuş fotoğraflar,
arkasına tarihler düşülmüş sarı zarflar…
Akşam olunca
radyodan ince bir cızırtı yayılıyor odaya.
Ne dediği seçilmiyor artık;
ama bazı sesler
insanın içinde yer ediyor.
Camın önünde yarım kalmış bir örgü duruyor.
Yanında küçük bir iğne kutusu.
Bir mendilin kenarına sinmiş eski koku…
Dokunmaya kıyamıyorum bazen;
çünkü bazı şeyler
unutuldukça değil, el sürüldükçe dağılıyor.
Gece ilerleyince
koridorda bir ayak sesi duyulmuş gibi oluyor.
Dönüp bakmıyorum artık.
İnsan bir yerden sonra
hangi boşluğun kime ait olduğunu biliyor.
Bir sandığın içinde buldum geçen gün
adını yazdığım eski kâğıtları.
Mürekkep yayılmış.
Bazı harfler silinmiş.
Sanki yıllar değil de
beklemek değmiş üzerlerine.
Şimdi bu evde
sessizlik eskimiş eşyalara benziyor.
Bardakların kenarında,
kapı aralıklarında,
çekmecelerin içinde duran
o ağır sessizlik…
Ve inan,
bazı gidenler
kapıyı çekip gitmiyor hayattan.
Bir odada kalıyor biraz.
Bir fincanda.
Bir kokuda.
Bir mendilin ıslak kenarında.
Sonra insan,
bir daha kimse gelmeyecek olsa bile
masadaki örtüyü düzeltip bekliyor.
Çık gel Allah için
Kayıt Tarihi : 15.05.2026 22:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!