Anlatamadık o kadim sızıyı hecelere,
İçimiz, mürekkebi kurumuş bir kuyu.
Biz sırtımızı döndükçe bu kör gecelere,
Zaman, avucumuzdan sızdıran kirli bir su.
Bir intihar süsüdür şimdi solan fesleğen,
Pencerende unutulmuş o yetim bakış.
Rüzgâr ki, bir vedayı bin sitemle besleyen,
Alnımıza dokunan o soğuk, o ince nakış.
Mermer sessizliğinde büyürken son hitabet,
Limanı terk ediyor ruhun o son gemisi.
Söylenmemiş ne varsa, o dilsiz hitabet,
Gözlerinde solarak bulanır gecenin sisi.
Biz mahşeri, bir cebin astarında sakladık,
Gömleğimizde leke, dilimizde bir yemin.
Kuşların kanadından gökyüzünü ayıkladık,
Artık ne gök bizimdir burada, ne bu zemin.
Aynalar dökülüyor, sırrından vuruluyor,
Bize bakan o yabancı, biz miyiz gerçekten?
Her sorunun ucu gelip yalnızlığa kuruluyor,
Payımıza düşen bu, o en eski çiçekten.
Artık bitsin bu hicret, bu gölgeli muamma,
Mühürlensin dudaklar, kelam bitsin derinden.
Biz hiç uyanmadık ki bu rüyadan, amma
Dünya çekiliyor sanki usulca yerinden...
Kayıt Tarihi : 19.07.2026 16:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!