Dünyanın kuralına göre oynuyoruz
Her seferine isyan ediyorum bu düzene
Getirmiyor seni aylar geçse bile
Dayanılmaz yokluğun geceleri daha çok acıtır
Sabahın ilk ışıklarıyla başlardı sohbetimiz
yağmur yağıyorsa,
gökyüzünün rengine bürünmüştür
gri gözlerin.
bana değmeden geçiyor yine.
belki de sen beni aramıyorsun diye
bu yağmurlar
Yalnız hissetme, senden sonra uyuyup senden önce uyanırım.
Ama bana,
Bütün karanlık odaları gösterdikten sonra aydınlık var deme.
Ya tut ümidimi ömrünce
Yada bu ruha zulmetme.
saçlarımın beyazlarını koparıyorum ölümü erteliyormuş çasına.
eskiliğin bana bıraktığı o sonsuz heves,
ayrılınır mı böyle dünyadan.
dönemeyince insan eve
Kalınca kapıda öyle bir süre
Ahı tutar geçen zaman'a.
içinin ayazını,
sezdim ki bilesin.
buralarda yoksan,
söylerim ki gelesin.
sesin dağlardan,
varsın bana.
ellerinin bıraktığı yaraların gölgesi
gizli günahlara çağıran sesin
hayatın varlığı senden ibaret.
gözlerimin aradığı boşluk,
Nasıl doyulur sana, bilmem.
Saatlerce izlesem yüzünü,
Kirpiklerini saysam tek tek.
Sesin hiç gitmese,
Her sabah doğsa odama...
Her an görebileceğim bir evde
, Varlığınla var olsam.
Nefret etmedim mavilikten
İnsan umudunu kaybeder mi hiç
Bir gün batımında kaybeder
Yada hiçbir zaman umutlu değildir
Sana yoksunum,
Geçmişten diğer zamanlara..
İmkansız oluyorsun,
Ömrümce aradığım..
Rüyalarımda yaşıyorsun
Uyanınca anladım.
uzaksın
gidilmez bir yol gibi
bitmeyen hasret gibi
sönmeyen mum ışığında
yeniden sevmek gibi
yorulacağını bilerek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!