Bir milletin kalbi bazen
göğe asılmış bir niyazdır;
ipek sanılır dokusu,
oysa kanla yazılmış bir avazdır.
Kumaş değildir tenin,
tarihin alnına vurulmuş mühürdür;
acıyla bilenmiş sabır,
ateşle yoğrulmuş bir ömürdür.
Al rengin bağrımızda yanan kor,
şafaktan taşan vefa, dirilen onur;
beyazın karanlığı yaran nur,
hilâlinde tevekkül,
yıldızında binlerce gurur.
Ey al bayrak!
Rüzgârın önünde savrulan değil,
rüzgâra yön verensin.
Dalgalandıkça göğsümüzde
kabarıp taşan özlemsin.
Toprağa düşenin son bakışı
gölgenle mühürlenir;
anaların titrek duası
kıvrımında gizlenir.
Nöbette dimdik duran Mehmet’in
çelikleşmiş bakışı,
senin gölgende derinleşir,
sessizce ebedîleşir.
Bir an yere değsen
gök susar, yer susar, tarih susar;
sen düşünce umut düşer,
yarın düşer, haysiyet susar.
O yüzden seni tutan eller
yalnız parmak değildir yemindir;
yalnız ten değildir
imanla yoğrulmuş bir demirdir.
Kurtuluş günlerinde Anadolu
kor gibi yanarken bağrında,
külünden doğan anka misali
her cephede sen vardın ardında.
Her siperde bir nefes,
her neferde bir heves,
her şehitte titreyen son sesti sözün:
“Vatan sağ olsun!” diye yükselen özün.
Bastonuna yaslanmış bir ihtiyarın
uzaktan sana bakarken
gözlerinde biriken minnetisin,
dudaklarından süzülen “Çok şükür” sün sen.
Göklerde salındıkça aslında
bir millet ayağa kalkar;
her kıvrımında bir hatıra,
her salınışında bir asır saklar.
Rüzgâr her estiğinde
yeniden doğarsın yaşama;
ve fısıldarsın zamana:
“Ben mazinin emanetiyim,
bugünün haysiyetiyim,
yarının cesaretiyim” diye.
Ey göklere asılan yürek!
Sen dalgalandıkça biz bir oluruz,
iri oluruz, diri oluruz,
yüreklerimiz dağ olur, deniz oluruz.
Gök yıkılsa, yer yarılsa
yine de inmeyeceksin;
çünkü sen yalnız bir bayrak değil
bir milletin
ebedî çarpan yüreğisin.
Kayıt Tarihi : 14.3.2026 18:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!