Yine aklımı geride bırakıp gidiyorum,
bedenim yollarda,
kalbim çoktan senin olduğun yerde.
Bir yanım “git” diyor,
bir yanım adını sessizce söyleyip
olduğum yere çiviliyor beni.
Gidiyorum işte…
Ama insan bazen nereye gittiğini değil,
neyden kaçtığını bilir yalnızca.
Ben senden kaçmıyorum,
kendimden kaçıyorum biraz.
Çünkü ne zaman seni düşünsem
içimde yarım kalmış bir cümle uyanıyor,
ne zaman gözlerini hatırlasam
bütün yollarım sana çıkıyor.
Yine aklımı geride bırakıp gidiyorum.
Sanki aklım senin yanında kalmış,
ben yalnızca onu almaya cesaret edememişim gibi.
Bir bavul taşıyorum elimde,
içinde birkaç parça eşya,
biraz sessizlik,
biraz gurur,
çokça özlem var.
Sen bilmiyorsun belki
insanın giderken en çok
geride bıraktığı şeyin kendisi olduğunu.
Ben her vedada biraz daha eksiliyorum.
Kapıyı kapatıyorum,
ama içimde bir pencere açık kalıyor sana.
Ne kadar uzaklaşırsam uzaklaşayım
oradan hep sen görünüyorsun.
Bugün yine sustum.
Çünkü söyleyeceklerimin
hiçbirini duyacak kadar yakın değildin.
“Kal” desem kalmayacaktın,
“gitme” desem dönmeyecektin.
Bazı kelimeler vardır,
insanın dilinden çıkmadan önce
yenilmiş olur.
Ben de sustum.
Belki en büyük yenilgim buydu.
Sana söyleyemediğim her şey
geceleri başucuma oturdu.
Ben uyumaya çalışırken
onlar seni anlattı bana.
Sesini hatırlattılar,
gülüşünü,
bakışlarını,
hiç farkında olmadan içimde bıraktığın
o derin sızıyı…
Ve ben yine
seni düşünmemeye söz verip
seni düşünerek sabahladım.
Ne garip…
İnsan bazen birini unutmak için
kendinden vazgeçiyor.
Ben de vazgeçiyorum yavaş yavaş.
Bir alışkanlığı bırakır gibi değil,
bir ömrü geride bırakır gibi.
Yine aklımı geride bırakıp gidiyorum.
Belki bir gün
bu yolların hiçbirinde
seni aramam.
Belki bir sabah uyanıp
adını anmadan geçer günüm.
Belki sesini hatırladığımda
içimde hiçbir şey kırılmaz.
Ama bugün değil.
Bugün hâlâ içimde
sana ait bir yer var.
Kimsenin bilmediği,
kimsenin giremediği,
kapısını yalnızca özlemin açabildiği
karanlık bir oda gibi.
Orada hâlâ sen varsın.
Ben ise dışarıda,
ellerim cebimde,
başım öne eğik,
yolun nereye çıktığını bilmeden
gidiyorum.
Biliyor musun,
insanı en çok uzaklık değil,
söylenmemiş cümleler yoruyor.
Keşke diyorum bazen…
Keşke bir kez olsun
gözlerime bakıp
“Gitme” deseydin.
Belki bütün gururumu bırakır,
bütün yolları unuturdum.
Belki sana doğru koşardım.
Belki de ilk defa
korkmadan kalırdım.
Ama sen sustun.
Ben de sustum.
İki sessizlik arasında
koskoca bir hikâye öldü.
Şimdi gidiyorum.
Arkamda ayak izlerim kalacak,
ama sen belki fark etmeyeceksin.
Bir zamanlar sana doğru yürüyen
bu adamın
şimdi senden uzaklaşmak için
kaç gece kendisiyle savaştığını
hiç bilmeyeceksin.
Bilme zaten…
Bazı acılar anlatılınca hafiflemez.
Bazı vedalar söylenince tamamlanmaz.
Bazı insanlar hayatından çıkınca
yerleri boş kalmaz;
insanın içinde koca bir sessizlik bırakır.
Sen benim içimde
sessizlik oldun.
Ben şimdi o sessizliği taşıyorum.
Yine aklımı geride bırakıp gidiyorum.
Belki kalbimi de orada bırakacağım.
Çünkü insan bazen
birini geride bırakmak için değil,
kendini kurtarmak için gider.
Ben seni geride bırakmaya çalışmıyorum artık.
Sadece
kendimi senden geri almaya çalışıyorum.
Ama ne acıdır ki
bunu yaparken bile
aklım yine sende kalıyor.
Yol uzuyor…
Şehir küçülüyor…
Sesler uzaklaşıyor…
Sen gözümün önünden kayboluyorsun
ama içimden değil.
Ve ben anlıyorum ki
bazı insanlar gidince bitmiyor.
Bazıları,
insanın içinde yaşamaya devam ediyor.
Ben de seni
içimde susturamadan gidiyorum.
Yine aklımı geride bırakıp…
Yine kendimden bir parça eksilterek…
Yine sana söyleyemediğim
binlerce cümleyi
gecenin karanlığına emanet ederek…
Gidiyorum.
Belki bir gün dönmem.
Belki bir gün
bu yolun sonunda
seni değil,
kendimi bulurum.
Ama bugün…
Bugün içimde hâlâ
senin adını taşıyan bir yara var.
Ve ben,
o yarayı kimse görmesin diye
ellerimi cebime koyup
sessizce yürüyorum.
Gidiyorum sevgili…
Ardımda seni değil,
sana dair kurduğum bütün yarınları bırakıyorum.
En çok da
olabilirdik dediğimizi…
Olmadık.
Ve belki de
insanın en ağır vedası budur:
Yaşanmamış bir hayatın
yasını tutarak gitmek.
Ben bugün
tam olarak onu yapıyorum.
Yine aklımı geride bırakıp gidiyorum.
Kalbim burada kalsın…
Belki bir gün
sen de bu sessizliğin içinden geçerken
beni hatırlarsın.
Ve o zaman anlarsın:
Ben senden vazgeçtiğim için gitmedim.
Kendimi daha fazla kaybetmemek için gittim.
Kayıt Tarihi : 16.08.2026 14:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (3)