Şehrin bütün ışıkları yanıyordu ama
Benim içimde bir şeyler çoktan sönmüştü.
Bir otobüs durağında bekliyordum seni.
Elimde yarısı içilmiş bir sigara,
Cebimde buruşturulmuş birkaç anı…
Ve aklımda,
“Belki gelir…” ihtimali.
Yağmur hafif hafif düşüyordu o gece.
Sen yağmuru severdin.
“İnsan en çok yağmurda yalnız hisseder,” derdin.
Ben inanmazdım.
Şimdi her damlada
Biraz daha sana dönüşüyor bu şehir.
Son görüşmemizi hatırlıyor musun?
Bir kafede oturuyorduk.
Gözlerin başka yerdeydi ama
Ben hâlâ bizi konuşuyordum.
Sen susuyordun…
Ben sustukça düzelecek sanıyordum her şeyi.
Sonra bir anda dedin ki:
“Biz artık aynı hikâyeye ait değiliz.”
İşte bazı cümleler vardır…
İnsan duyduğu anda büyür biraz.
Ve biraz da ölür.
O gün masada iki kahve vardı.
Biri yarım kaldı.
Tıpkı biz gibi.
Sen kalkıp giderken
Arkandan bakmadım biliyor musun?
Çünkü insan
Gerçekten sevdiği birinin gidişini izleyemiyor.
Bir yerden sonra gurur değil o…
Canının yanmaması için verdiğin son savaş oluyor.
Gittin.
Kapı kapandı.
Ve ben ilk defa
Kalabalığın ortasında bu kadar sessiz kaldım.
Sonra günler geçti…
Herkes normale döndü.
Şehir aynı şehir,
Sokaklar aynı sokaklardı.
Bir tek ben değiştim.
Artık sevdiğim şarkıları dinleyemiyorum.
Çünkü her sözünde sen varsın.
Bir çay koyuyorum mesela,
İkinci bardağı hâlâ alışkanlıktan çıkarıyorum.
Sonra kendime kızıp geri kaldırıyorum.
İnsan bazı şeyleri unutamıyor.
Mesela sesini…
Mesela gülerken gözlerinin küçülüşünü…
Mesela bana son bakışını…
En kötüsü ne biliyor musun?
Bir gün bile dönmeyeceğini bilmek değil…
Bir gün bile dönsen
Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bilmek.
Çünkü aşk bazen bitmiyor.
Sadece şekil değiştiriyor.
Bir zaman sonra
Bir insana değil de
Bir hatıraya dönüşüyor.
Ve ben şimdi
Seni değil,
Seninle olduğum adamı özlüyorum belki de.
Geçen gün bizim sokağa uğradım.
Camında oturduğumuz o küçük kafe duruyordu hâlâ.
İçeride başka insanlar vardı.
Başka kahkahalar…
Başka aşklar…
Dünya devam ediyordu yani.
İnsan buna bozuluyor biraz.
Kendi acısının
Kimse için hayatı durdurmadığını görünce…
Ama şunu anladım sonra:
Bazı insanlar
Hayatımıza sonsuza kadar kalmak için değil,
Bize kendimizi öğretmek için giriyor.
Sen bana sevmeyi öğrettin.
Ben de senden sonra
Kaybetmenin ne demek olduğunu öğrendim.
Şimdi geceleri bazen pencereyi açıp
Şehri dinliyorum.
Belki bir yerde sen de aynı gökyüzüne bakıyorsundur diye…
Ve içimden sadece şu geçiyor:
“Birbirini çok seven iki insanın
Birbirine yetememesi
Hayatın en ağır hikâyesi olabilir…”
03 08 2005
Yazan Bilal Dülek
Kayıt Tarihi : 20.05.2026 00:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!