Gecenin kemanı çalıyor içimde;
Telleri isminle titriyor.
Karanlık çökmüş omzuma,
Sessizce seni fısıldıyor.
Doyasıya ağladım bu gece;
Gözlerim değil, kalbim ıslandı.
Yanaklarımdan süzülen her damla,
Adının harflerine boyandı.
Ezikliğime sevin istersen,
Mutsuzluğumu alkışla...
Bak bu çaresiz kalışıma;
Bir insan sevdikçe nasıl eksilir, gör.
Yaralı bir kuşum, uçmayı unutan;
Kanatlarım yokluğunda darmadağın.
Göğe baktım defalarca, beyhude...
Gökyüzü artık bana çok uzak.
Dalından koparılmış mahzun bir çiçeğim,
Toprağa düşerken bile seni düşleyen.
Kokum sende emanet kaldı belki,
Bense rüzgâra karışıp gittim.
Oysa sen;
Gökyüzü kadar mağrur,
Şarap kadar özelsin.
Bir yudumunda sarhoş olduğum,
Bir ömür boyu ayılamadığımsın.
Sevmek buysa eğer;
Ben en ağır yerinden vurdum kendimi sana.
Gecenin kemanı sustuğunda bile,
İçimde senin besten yankılandı.
Ve ben,
Her gece aynı notada kırıldım.
Aynı yerden kanadı kalbim,
Aynı ismi haykırdım karanlığa.
Sesini duymadan geçen saatler,
Koca bir ömre denk düştü.
Zaman yoruldu beklemekten;
Ben, senden vazgeçemedim.
Ellerim boşluğa uzandı çaresiz,
Tenin hâlâ oradaymış gibi...
Yokluğun,
En sert kıştan daha keskin.
Ezikliğimi bağrıma bastım,
Yalnızlığımı yastık yaptım gecelere.
Bir insan, yandığı kadar mı sever?
Ben küle döndüm, sen bilmedin.
Şimdi gecenin kemanı yine çalıyor;
Daha derinden, daha kırık...
Telleri kopsa da susmaz bu şarkı,
Çünkü notasında sen varsın.
Ve ben hâlâ,
Yaralı bir kuş gibi;
Uçmayı değil,
Sana düşmeyi özlüyorum.
Kayıt Tarihi : 25.03.2026 12:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!