Gözler dolmuş, hüzün yağıyordu sokağa,
Usulca bir sayha dokunuverdi ruhuma.
Çaresiz bir çift göz takıldı ötelerden ufkuma,
Yanına yaklaştım; Rabbe küskünlüğünü sığdırmıştı avuçlarına.
Sessizliğini duydum, yolu çok zordu, gördüm,
Son sözlerini işittim, yüreğinin yükünü gördüm.
“Nereye gideyim, beni ne kadar daha sınayacaksın?
Öldür beni!” diyordu, sitem ediyordu O’ yüceler yücesi dosta.
Otur’uverdim yanına, bir nefes yakınlığına,
“Derdini işittirdiler,” dedim, “dönüp baksana etrafına.
Hâlâ bir isyan, hâlâ gözyaşları yanaklarında;
Dedim: Gökten bir melek mi bekliyorsun, yetişsin imdadına?”
“Hızır mısın?” dedi.
“Hâşâ,” dedim, “ben O’nun bir delisiyim.
Söylediklerimi kimse dinlemez, anlattıklarıma kimse inanmaz;
Bu yüzden sırlar açıktır bana.
Bir müddet sustu, gözleri daldı uzaklara,
Sanki cevap arıyordu görünmeyen diyarlarda.
Ben sustum, o sustu; sözler kaldı aramızda,
Bir yolcu daha yürüyordu kendi sırrına.
Yolcuyu yoluna uğurladık, Rabbin rızalığıyla,
Bir garip gönlü ağırladık Hakk’ın rahmetiyle.
Belki bir sır bıraktı, belki bir dua ardında,
Belki de gayb âleminden bir haber vardı bakışlarında.
Kaçıncı sırrın derecesinde Bir âlemine alındık?
Kaçıncı perdede kendi hakikatimize sarıldık?
Bir deli, bir O’lan, Birliğe sığındık;
Bir yolcunun duasında kendimizi bulduk.
Kayıt Tarihi : 4.09.2026 19:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!