durulurken rüzgar
durulurken yağmur
durulurken sevda..
aydınlanır ufuk
saatler kurulurken..
uzanıp yatmış üryan
hayran kaynıyor her yan
kıskanan bakıyor yan
dünya yansa ne keder
vız gelir tırıs gider
kendine hayran bayan
hayat ne tuhaf şeysin.. kah bir köle, kah beysin
biraz gün gösterseydin.. çektiklerime değsin
hiç olsa da güç bulup küstahça büyüklenen
sahte devler ufalsın.. dik başlarını eğsin
hayat sana ne desem.. bir gün dolmadı kesem
doğdu
hiç bir şey bilmiyordu
hayat sürüp gidiyordu
büyüdü
okudu gördü duydu
araba parkı olmamış kaldırıma hasretim
adı türkçe dükkana hasret!
çocuğuna saygılı ana babaya...
öğrenciye saygılı öğretmene...
bireye saygılı devlete,
hatıralar
bazıları neşelendirir
bazıları yaralar
geçmişin sisli manzaralarında dolaşmak
zamanı geriye doğru aşmak
bir kâse aşa
fit paşa
sonra ya elli bire kahveye
ya top seyretmeye koşa koşa
fener’im beşiktaş’ım çok yaşa
(bir ocak üzerinde dev bir tencere.. tüm sahne tamamen karanlık, simsiyah bir dekor.. tepede kendinden başka bir yere ışık vermeyen cılız bir ampul asılı..
tencerenin içinden bir kurbağanın keyifli şıpırtılar eşliğinde söylediği bir şarkı duyulur..)
solo:
“vrak vrak vrrraak!
küçük kurbağa küçük kurbağa kuyruğun nerede
kirli çamaşırları attım makineye
deterjan ekledim özel kutusuna
gerekli ayarları yaptım
program
sıcaklık
kurutma süresi düğmeleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!