ahmak ıslatan yağdı
herkes içeri kaçtı hızla
ahmak sanılmaktan korkuyordu ahmaklar
ıslanmaktan fazla
(21 mayıs ’07)
yanına yanaşılmaz ciddiyetinden
ağırlığından
burnundan kıl aldırmaz yürürken
yol çökecek sanırsınız
dan dan dan
öyle bir vakar
her mevsimin başka tadı başka bir haleti var
tıpkı insan, tıpkı hayvan, güzeli, laneti var
ilkbahar yeniden doğuş, can buluş zamanıdır
kışın karı, yazın kumu, güzün letafeti var
vivaldi bir başka söyler, van gogh bir başka çizer
milenyum’un kültür başkenti istanbul
belediye başkanı iftar vermiş
kapatılmış
prenses otelin girişindeki nü’nün önü
bir ev çizeceğim ikimize
kır ortasında ya da bir gölde
direkler üzerinde
altından sular akıp geçecek
kediler köpekler uyuyacak huzurlu
bu evde ömrümüz geçecek
renkli cam parçalarından bir mozaik gibidir yaşam
çocukluk günleri
minik beyaz parçalar tertemiz
büyüdükçe açıklı koyulu griler girer aralara
erik yeşili vişne moru
kızılcık kırmızısı böğürtlen mavisi
bak ne diyor atalar
sus biraz, sus da dinle bir dakka
“men dakka dukka! ”
“men dakka dukka! ”
tutturmuşsun bir “sandık”
medet m’olur ölüden ama işte geldiler
durgun sessiz kadınlar solgun kırılgan bitkin
evliyaya mum diker ev para bebek diler
ne gözlerinde bir fer ne soru ne de bir kin
bilgisiz yaban sâkin lâkin çaresizdiler
resmi gör
müziği duy
şiiri söyle
görmez duymaz söylemezmiş
kör değil




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!