nü
çıplaklığında
görebilmek için günü
geçmişteki
tozlu yerinde bırakacaksın
sadece çizdiğinden midir
bakıp çıplak bedene
gördüğünü
yoksa
ustaca katışından mı ne
bırak yanan ellerim teninde serinlesin
susuz çatlak dudağım dudağında inlesin
başım düşsün göğsüne esrik bîtap ve mutlu
aşk aşk ritminde atan şuh kalbini dinlesin
(temmuz ‘75)
yıllar geçti yoktunuz karanlıktı ufuklar
sonunda parladınız gezegen yıldız gibi
çap nice büyük olsa sabittir yörüngeler
zor olan kalabilmek hep o güzel kız gibi
siz hisar’ın güzeli bizler tıfıl çocuktuk
esti nesim-i nev-bahar âçıldı güller subh-dem
böyle demişse ustalar dinlememek olmaz madem
leziz elmayı dişlerken gözü incir yaprağında
benden farklı mıydı sanmam dedemin dedesi adem
o sır elmada mıdır ki yaprakta mı havva’da mı
ne güzeller sevildiler bir geldiler bir gittiler
hepsi ince hepsi zarif hepsi kibar elittiler
zamanında gönlümüzde tatlı birer ümittiler
ne yazık ki aşkım hariç ötekiler hep bittiler
aşkım hariç aşkım başka ne eşi var ne menendi
ülkece işlerimiz
ergonomik ve ekonomik
sırtüstü yatıyoruz hiçbir şey üretmeden
ne yoruluyoruz
ne de masrafımız var
bakınca görünüyor ahlakının kıtlığı
yüzüne yansımış aynen içinin çıfıtlığı
ahkam keser durmadan ahlak, din iman üzerine
elini çekmez bir türlü milletten
kurtulamadık gitti bu prototip illetten




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!