kimileri zor şiirler yazdılar
ince sazdılar
anlaşılmazdılar
kimileri kızdılar ağızlarını bozdular
oturup tâ be sabah düşünüp bütün gece
bir şiir yazmalıyım hoş kafiye tam hece
ne bir acıklı dram ne sulu bir gülmece
ne aşka meyledilsin ne taşa tam bilmece
ve sonra
ÖZLENEN SEVGİLİYE
saran sıcaklığını ölürce özlüyorum
keşke yine karışsa nefesim nefesine
yüreğimi titretir tenimde her esinti
kulaklarım hasrette nefesinin sesine
kin saçıyor mizansız, izansız siyasetçi
imansız ve de arsız, türünün en kötüsü
onun sonu umarsız, olsa da diyanetçi
müstahaktır açılır pandora’nın kutusu
saçılır tüm belalar kötülükler çevreye
en çılgın fanteziler
erotizmi en az yaşamış beyinlerde
filizlenirler
en rahat
o umarsız karanlıklarda
eskilerde nü
büyük yontucu
ve ressam yapıntılarından görünü
şimdi
modacı ve kozmetik ürünü
nü
çıplaklığında
görebilmek için günü
geçmişteki
tozlu yerinde bırakacaksın
sadece çizdiğinden midir
bakıp çıplak bedene
gördüğünü
yoksa
ustaca katışından mı ne
bırak yanan ellerim teninde serinlesin
susuz çatlak dudağım dudağında inlesin
başım düşsün göğsüne esrik bîtap ve mutlu
aşk aşk ritminde atan şuh kalbini dinlesin
(temmuz ‘75)




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!