iki bin üç ağustos güze dönmek üz’re yaz
dışarsı bir cehennem içim zemheri ayaz
saçım gözüm açık renk dudaklarım kar beyaz
serçe yüreğim pır pır en güzel 46’yım
anlamaz bir beyzade atak-panik dilleri
yalnız kalmak istediğimde
seninleysem
bil ki seni seninle
aldatıyorum
sana ihtiyacım varken
Yatağımda sıcak nefes,
Issız ruhumda sesti.
Ilgıt ılgıt okşadı ilkten..
Giderek daha sert esti!
Tipiye dönüştü bazen
kafama fena taktım
daha dün bir çocukken
bugün aynaya baktım
nasıl yaşlandık erken
acımasızca akan
EVLAT VE TORUN SEVGİSİ
kavram bulamıyorum eşit yarışılacak
ne evlat sevgisine ne torun sevgisine
sanmam bulunsun biri gidip danışılacak
yanıtı kanıt olsun o derin bilgisine
bir çalılık arsa vardı bir de erik ağacı
nasıl unuturum altında buluşurduk
gülerdik ışıl ışıl tatlı tatlı konuşurduk
sırrımıza ortaktı o ince erik ağacı
o çocuk ben deli mevsim hep bahardı
kuşkular kemiriyor, kurutuyor kanımı
garip,puslu bir hava sarmış dört bir yanımı
ne olmakta ülkemde, yok mu bunun tanımı?
nereye gidiyoruz, var mı bir söyleyecek?
yargı karmakarışık, kendisiyle kavgada




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!