Bu gece ince bir keman sızısına benziyor kalbim ;
Yine baş köşe konuğum, içimde ki hasretinin derin b’ölümüne.
Sakiler kaldırın önümden özlem dolu bardakları ,
Kıvrıldım ihanetin mayhoşluğunda, aşkın sarhoşluğunda.
Yorgunum yorgun!
Söndürün leyl’in hüzne ışıldayan yalancı mutluluk mumlarını .
Nerden bilebilirdim bir hastane odasında
Gözlerinden milyon ırmak akıtarak
bana bakacağını...
Her gün sana ilk gelişim;
Kendimden hep geçişim ,
Yine öyle bir zaman,
Ömrün durduğu yer tamda heyelan..
Ağustos’un en yanık
Şubatın en soğuk halidir ayrılık
İçinde sessiz ağlayan nehirler akar
baharlar sararır
Güz ihtişamlanır
Artık mevsimine
Gece dolunayında tutulduğum,
Gündüz güneşine düştüğüm,
yüzü asıldığında bulut bulut olduğum,
Geceler hüzün demlerken yüreğimde..
Keder tepeden tırnağa hücrelerimde..
Şimdi çıkıp gelsen,
Gidiyorsun.
Kaç yarının garantisi var cebinde,
Gözlerinde sebepsiz terk edişler,
Kirpiklerinden koca bir şehir döküldü.
Yüreğimin bütün sokakları öksüz.
Söze gelmemiş bütün şiirler
Yar dediğim yara eylemiş her yerimi.
Gönlümden sürgüne gönderdi yüreğini.
Bir kelebek güncesi kapattı gözleri mi .
böldüm ömrümün sensiz vakitlerini,
Çarşaf çarşaf hüzün keserken nefesimi.
Bu hasretle yatılır mı sandın .
Şimdi gidiyorsun..
Bileklerimde bıçaksız intiharlar..
Kirpiğimin üstünde kurşun yemiş
Göz yaşları..
Dilimin üstünde, gitme özlerim..
Saat sabahın vedaya vuran dakikaları ..
Bir gece daha ölüyor tren garında..
Üstüm de yaralarımı saklayan eski bir parka..
Kimsesizliğimi yükledim kenarları yırtık siyah renkli bavula..
Hakkınızı helal edin ,
Ya da etmeyin !




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!