İnsanlar, ah şu insanlar...
Erken geldiğinden dem vuruyor dünyaya.
Oysa senaryosu çoktan yazılmış;
Bir filmin içindeyiz, hepsi bir rüya.
Senarist yazmış rolümüzü bir bir,
Çekeriz… Adına kader demişler.
Doğduğun gibi öleceksin bir gün;
Bin sene yaşasan da, yol biter.
Mehmet gelseydi birkaç asır geç,
Sanma ki beklerdi onu İstanbul...
Kim geçirecekti o vakit gemileri?
Karadan yürütecek hangi meçhul kul?
Ya Gazi’ye, ya o büyük güne ne demeli?
Kefensizler yan yana oldu şehit.
Takılınca esaret halkası boynuna,
Hürriyetine vurulurdu ebedi kilit.
Ne erken gelmişiz, ne de geç;
Bu filmin süresi, sonu belli...
Sular seller gibi geçiyor ömür;
Mabedim artık o soğuk, çift direkli.
Herkes kendi karanlığına çekilir,
Işıklar söner, perde iner sessizce.
Bu filmden geriye mezar taşında,
Bir isim kalır, bir de garip bir hece.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Hayat bir filmse, en acı sahneler hep doğaçlamadır sanırsın.
•Kader dedikleri şey, insanın eline tutuşturulmuş bir rol kâğıdıdır.
•Her ne kadar senaryo yazılmışsa bile insan acıyı gerçek oynar.
•Tarih, korkakların sustuğu yerde kahramanları doğurur.
•İnsan bin yıl yaşasa da filmin sonunda yine aynı yazı çıkar: “Son.”
3 Eylül 2018 / Pazartesi / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 13:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Zaman, her şeyin cevabıdır; beklemekse en derin öğretmeni."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!