I
Tahta bir bavul, mühleti dolmuş bir bilet;
Geç kaldım, hayata değil, doğrudan kendime.
Bavulun içinde binlerce dilsiz sayfa,
Mührü kırılmamış, öylece kalsınlar...
Zira bir insanın yalnızca kendine sakladığı,
Gömülmeye muhtaç bir gölgesi vardır.
Şimdi rota belirsiz,
Menzil, kendi sesimin dindiği yere.
II
Kaçak bindim bu insan yüklü demir yığınına,
Vicdanım bir kurşun gibi ağır, sığmıyor ceplerime.
Camdan yansıyan yüzüm, bir yabancıyı geri verdi bana;
Kalabalığın içinde yer bulamadım gölgeme.
Camla aramda büyüyen o sızılı boşluk,
Fark edilirsem, bir utanç gibi çökecek raylara.
III
Bu vagon fazla ıssız, fazla sağır;
Hangi durakta unutuldu o çocuk şenlikleri?
Kimse yadırgamadı bu eğreti duruşumu,
Ben, geçip gitmiş bir zamanın küllenen artığıyım.
Bavulumda kağıtlar, ruhumda dünya ağzı;
Dolu bir kül tablası gibi yorgun ve ağzına kadar dolu.
IV
Bıraksam mı tüm bu yükü rüzgârın avuçlarına?
Kuşlar ne isterse yapsın bu hüzün artıklarıyla.
Nasıl olsa o uçsuz bucaksız,
Fezada.
Kimse yol sormaz birbirine
Kayıt Tarihi : 2.04.2026 14:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Kintsugi Dergi, 4. sayı, Mart 2026




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!