Gönül yarasına sürülmez merhem
Çünkü yara içte dışta mı sandın
O sıcaklık bekler şöyle bir dirhem
Isıtacak harı kışta mı sandın
Yapar durursun da aynı terane
Sen, bu dağları bilir misin?
İlkbahar nasıl gelir,
Kış nasıl geçer?
Nasıl dökülür yapraklar,
Bir sonbaharda?
Ve... Yaz nasıl kavurur?
Kağıt gemi yapardık çocukluğumuzda,
Bilmezdik uzakları.
İki adım ötemizdi, en uzağımız.
Belki kalbimiz küçüktü de ondan,
Mesafelere yetmezdi aklımız.
Uzakları,
Ellerimle koydum seni
Bir ananın kucağına
Sana dokundu o teni
Ateş düştü ocağıma
Dilim varmıyor unuttun
Kalbime sormuşlar yaran nerdedir
Dile gelip bir çift laf edemez ki
O yarayı ancak kanatan bilir
Bilir de kimseye söyleyemez ki
Sıkılır utanır kırılır diye
Neredesin el üstünde tuttuğum
Darda koyup gittin yaban ellere
Bağdaş kurup yollarında oturdum
Seni sordum rüzgarlara yellere
Çeşmelerin başlarına yazarak
Bilsen ne kadar da özlemişim ki
Kulağım sesinle kendinden geçmiş
Gözlerim ıslanmış andıkça seni
Sanki bir bulutun içinden geçmiş
Bilirim değişmez aklımın huyu
Ayrıldın gittin de mutlu mu oldun
Elimi ardından sallarım sanma
Aşkın bitmesini sen istiyordun
Düğününe çiçek yollarım sanma
Bu aşkı başlattın bir tebessümle
Senle o masalarda geçmişimi yad ettim
Bırak hasret gidersin gözlerindeyken gözüm
İnan ki isteyerek özleminle beklettim
Bırakma ellerimi bilmesinler öksüzüm
Hani son sözüm var ya fısıldamıştım sana
Sence ölüm nedir?
Bir yerden bir yere
Göç etmek midir?
Yoksa bir toprağa
Gömülmek midir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!