Bu yürek mutlululğumuzu siz yürek dostlarıyla paylaşmak istedik
-D A V E T L İ S İ N İ Z-
(yine şair dayanışması)
Ah! Bir bağlayabilseydim belime Eliflamet kuşağını,
Giyebilsem ah o tennure çilegah giysisini,
Takabilseydim boynuma tığy-bent kemendini,
Ah! Kazıyıp söke bileydim beşeri nefs yüklü yüreğimi…
Ey insafsız nefsim! Elbet erişirdim ilhamı Mülhime’ye,
ÇİLE VE ZAFER (AZARBAYCAN)
Biri bir ipte ağaçta sallanıyor,
ötekiler otobüste cayır cayır yanıyor,
kadınlar lime lime hala kanıyor,
Kiminin eli yok kiminin dili,
Ca'fer-i Sâdık (r.a.)
Şemâili
Ebu Abdullah lakabı ile anılan Ca'fer, Sâdık lakabının sahibidir. Hayatında hiç yalan konuşmadığı için bu lakabı almıştır. Ca'fer güleç yüzlü, tatlı sözlü bir zattı. Başı büyükçe, cismi nurluydu. Teninin rengi beyaz kırmızı karışımı pembesiydi. Büyükdedesi Hz. Ali (r.a) 'ye çok benzerdi.
Altın silsilenin beşinci halkasını oluşturan Ca'fer-i Sadık, hem Hz. Peygamber (s.a) 'in nesl-i pâkinden, hem de Hz. Ebu Bekir (r.a) 'in. Babası Muhammed Bakır, Hz. Hüseyin'in torunu; annesi Ümmü Ferve Hz. Ebu Bekir'in torunu ve altın silsilenin dördüncü halkası, oluşturan Kasım b. Muhammed'in kızıdır. 83h./702m. yılında Medine'de doğdu. Tebe-i tabiin neslinden pek çok tabiinden hadis aldı. Babası Muhammed Bakır, Ata, Urve ve Zühri'den rivayetlerde bulundu. Kendisinden de Şube, oğlu Musa Kazım, Yahya b. Said ve Ebu Hanife ve daha pek çok kimsenin rivayetleri vardır. Buhari dışında bütün kütüb-i sitte müelliflerinin kendisinden rivayetleri bulunmaktadır. Bütün maddi ve manevi ilimlerle meşgul. Maddi ilimlerde aklıyla maddeyi tasarrufu altına alma özelliğine sahip. Kimya, fizik ve cebir ilimlerinde en önde. İslam'ın kalplerin keşfiyle meşgul olduğu kadar, akılla maddenin sırlarını keşfini emrettiğini gösterdi. Cebir ilminin mucidi sayılan Cabir b. Hayyam onun talebesi ve bu ilimde ondan çok şeyler öğrendiği nakledilir. Ayrıca tasavvufi tefsir dediğimiz işarî tefsirde ilklerden.
Müntehabat şeklinde bazı ayetlere yazdığı tasavvufi tefsir günümüze ulaşmıştır. İmam-ı Azam Ebu Hanife ile çağdaş, aynı yaşlarda olduklarına bakılırsa, iddia edildiği gibi İmam-ı Azam'ın üvey babası olma ihtimali uzaksa da dostluk ve yakınlıkları biliniyor. Hatta Ebu Hanife'nin onu tanıdıktan sonra hayatında meydana gelen manevi değişikliğe işaret için:
Bâd-ı Sabâ söyle o zalim yare,
Feryad ü figanım arşa dayandı.
Sökün etti çiğer can pare pare,
Feryad ü figanım arşa dayandı.
Benden haber edin o gafil yara,
Ben yârimi her gördükçe,
Ah etmeye dilim varmaz.
Dizlerimi her dövdükçe,
Ah etmeye dilim varmaz.
Yaktın beni yanmayasın,
Bak yaktığın şu şivana,
Ah be divane divane,
Varamazsın yar civana,
Hesabın kalsın divana.
Bu sevdanın sonu belli,
Ufalanıp zerre oldum saçıldım,
Bir derdini bin dermanı değişmem.
Her zerrede katmer katmer açıldım,
Bir derdini bin dermana değişmem.
Yârimin didarını görenden beri,
Büyüdün de ne oldu be çocuk?
Demedim mi"Öylece kal küçücük"
Kaynamaz kazanın,yanmaz ocak,
........demiştim sana be çocuk...
Ayakkabı boyar,peçete satarsın,
1-Adsız Şiir
(Bahtiyar Vahapzade)
Gözümde göllendi, güllendi yaşlar
Dağıldı başımdan dostlar, tanışlar
Bedbahtlık- yüreğe çapraz dağ çeken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!