Birgün yeniden bir dünya kurmak,
Bana kalırsa eğer,
İçinde 'benim' olmayan bir dünya kuracağım,
Bu hayalim,
Tıpkı seni unutmak gibi bir şey...
Sonsuz bir yaşam sanıp kandığımız,
Alnımızdaki çizgiler kadar yaşadığımız,
Sevip sevip ayrıldığımız,
Hem sevdamıza,
Hem ayrılığa yandığımız,
Yalan gerçek arasında gidip geldiğimiz,
Rüyalara sıkılan
Silah sesi gibiyim
Anlık bir korkuyum
Ayak seslerimle yürümüyor yüreğim
Yağmurlu havalarda ıslanmıyorum artık
Bir gül yalnızlığıyım sadece
İlk görüştü,
Bebeğin gözlerini dünyaya ilk açışı,
İlk yürüyüş,
İlk anne deyiş,
O kadar masumdum
O kadar içten,
Issız sokaklarda gezen adımlarım,
Yokluğunun feryadını besteliyor geceye,
Yüreğimde kor alevler yanmakta,
Dudağımda ıslığım,
Boğazımda kamçılanıyor,
Konuşmuyor bu adam,
Uğruna yollara güller döktüğüm
Bir silahın ucuna güller taktığım
Kokusuna canımı koyduğum
Kalp ağrım, gönül sızım
Yüzüme fırtınalar vuruyor
Sene..96 Eylül aylarıydı,
Dallardan yapraklar dökülüyor,
Doğduğum yerlerden gidişim başlıyordu.
Erbaa-Erova otobüsü kalkıyor,
Anam gözyaşını tutamıyor,
Hain bir gündü,
Daha dün gibi, bugündü
Bayram gibiydi, şendi, toydu,düğündü.
Nazlı yarin ellerine kınalar yakılıyordu...
Damat dostlar çemberine alınmış, oynuyordu,
Oynamayı bilmeyen el çırpıyor,
Saat kaç?
Saat kaça vuruyor?
Sana bu saatler neyi hatırlatıyor?
Sen bu saatlerde çıkardın sokaklara
Rüzgar saçlarını okşardı
Saatlerin saatleri kovalayıpta,
Bir türlü sana ulaşamadığım,
Kavuşamadığım...
Yokluğunu hissedip,
Varlığının tadına varamadığım.
Kalbimin heyecanla çarptığı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!