Ey, benim su misali yanan, tükenen ömrüm!
Bahardasın, bahardasın, baharda…
İndi bir mavilikten, bir güzellik yoluna
Onu ömrün boyunca en güzel yerde sakla.
Bir güvercin titremesi sessizliği
Ve çatlak parmaklarıyla şiir yazar.
Gecenin bu en ulvi saatinde
Eli kalem tutar ve bakışları şiir kokar.
Vay, bu ne devirdir üstadım!
Sarıp sarmalamak isterdi kim bilir belki de
Ama artık ayrılığı seziyordu.
Rengarenk bir ömür istiyordu belki de
Maviyi özleyeceğini bilerek gidiyordu.
Artık erken değil, geçti belki de
Şimdi bütün bunları düşünüyordu
Sen! Kimsesizler yolunun başındaki yolcu
Vardığın yad ellerden iyi bir haber yok mu?
Bu gidişler gidiş değil, koydun bizi mahzun.
Ardından bakakaldık eğik bir baş bir boyun.
Sevmeyi sevmek
Sevgide bulmak
Severken ölmek
Ölürken sevmek seni…
Ölmeye gitmek
Başıbozuk bir dağ başında kök salmış ardıç ağacı
Gölgesiyle dindiren içimizdeki sıkıntıları
Asırlara ev sahipliği yapmış ulu yapı…
Nedendir bu okuma - yazmazlığı memleketimin?
Memleketim ki uğruna heba oldu nice yiğitler.
Ey her biri yüzlerce tonluk ağır kantarlarla tartılmış acılar yüklenen yurdum!
Henüz ilkokula giden bir çocuğun uyurken yatağında bir şarapnel parçasıyla can verdiği
Yahut düğüne diye çıkıp akşamına şahadet şerbeti içtiği
Nice evladını bağrında saklayan güzel vatanım!
Kalk ve doğrul!
Artık bölmesin bir simsiyah gecede annelerin feryatları uykumuzu
Serin ve karanlık köy evleri
Üzerimizde duyulan yağmurun sesi
Güzel haberler getirmiş gibi
Duyulan bu sonsuz aydınlık
Duyulan o güzel toprak kokusu
Gittiğinde ağladı gökyüzü
Yaşadım ben de, her duyduğumda mutlu olduğum toprak kokusuyla
Karıştırarak hüznü
Gittiğinde karardı gece
Yaşadım ben de, her gördüğümde mutlu olduğum yıldızlarla birlikte




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!