içinin aynası derin bir yaradır gözlerin
baksam dilimin izi bir leke bırakır
dokunsam bir sevaba bin günah
kıyametim olur ah’ın
semavi değil sevi’ye inancım
döne döne yanarım
barutla tanışan hücre kabullenir önce teslimiyeti
ete kemiğe bürünürken kurşun
aceleci adımlarla yol arar damarlarında gezinen kan
milat öncesi bir kavgadan yorgun düşer göz kapakların
doğmayacak bir şafağı yorgan yapıp uyursun
kayar yıldızları yüzünün
harflerine boyadığım bütün satırlar soluk mavi çıkıyor Havin
nakaratı yüzüne benzeyen bir şarkıda boğuluyorum
gecenin en mekruh yerine bağdaş kurup
sabahı çıplak ve sarhoş edelim
var mısın?
bir evcilik oyununda sınansın saatlerimiz
I-
yaslandığın duvar su içmişse karanlıktan
üzerinde siyah bir iz bırakması muhtemeldir
ve inanç serapla gelen berrak sudur çoğu zaman
kirlerinden arınmak için suretine girmek gerekir
Yok hayır
Sana senaryosu ezberlenmiş hikayeler anlatmayacağım
Hangi ayrılığın bahanesi yetişebilir ki büyük bir aşkın son basamağına
Seni öyle seviyorum ki
Sırf bu yüzden bile sana ‘’beni unutma’’ demeyeceğim
Dinle beni Esma!
günahkâr bir dervişin öğüdünden çaldım azığını yalanın
dipsiz bir kuyuya ipsiz bir dalgınlıkla saldım düşlerini
sularını içtim lağıma dönen aşkların kirli ayaklarının
yıldızlarını gökyüzünden düşürüp izini arayan her kalbe
eceline susamış keskin bir hançer ağzı bıraktım
yerine bir avuç Deniz
bir de Karanfil bırakabileceksen
içimde ki cenazeyi kaldırabilirsin
Yoksul bir direnişle sevgiye yeltenen ucuz kahramanlığına
Selam olsun…
Bir deneme tahtasında sınadın ya kurumaya yüz tutan hücrelerini
Buda bana ders olsun…
Ahh! sizler
içinize kaçan bar kadar kokuyorsunuz
kirli bir göl kadar büyük ağzınız
bu yüzden attığınız kahkahalarda boğuluyor suretiniz
divane diliniz
sarhoş aklınız
peşimde beni izlemekten yorulan hain bir gölgem var Arjin
sana gelen bütün yollara pusu kuruyor
sarılıp boğazıma boğacak kadar
seni hatırlatan her şeye öfke kusuyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!