ve pencerenin önündeki mumun titrek gölgesi
vuruyorken çatının altında
gündüzlerin gümbürtülerinden sonra,
ocak ayının soğuk rüzgarları,
dolduysa paltonun ufak boşluklarından,
bir çiçeği ya da insanı
En başta yola çıktığım,
Sandalda uyutulduğum,
Ve -ne için- deniz yalnızlığında,
Geçirdiğimi bunca zamanı,
Ben ki geceden bile belirsizdim,
Ay ışığının sisi sarardı her yanımı,
Gittiğim her yer,
Derin uykudaydı,
Sahil şeridini sürüyen kumlar,
Mavinin üstünde gezinen parlak, ufak sallar,
Ve sahiden de bir düdük sesi beklemiştim hayattan,
Ne de güzeldi,
o kadar kuşun
daracık yolda,
yerde uçuşması
ve de oncacık, havadar alana,
iki insanın sığamaması.
Aşk - rastgele şeylerin arasından seçmektir birini,
Derinlikse - gerçek bir bağın yitirilmeden önceki
Evresi.
Aşk yaşama gerçeğini - o çok nadir olan çiçeği,
Kırmadan,
İlerlemeliydi..
Sonunu geciktirdim senin,
Kalpten yoksun,
Dönerken Almanya'nın sisinden,
Hiç açılmayan o tren kapısından,
İniyor, ve parmaklarım - değiyor
Zaten biz bu hayatta, arayıp sormayalım da; bulalım birbirimizi. Arayıp sormak yerine bulalım birbirimizi...
kabuğunla yuttum,
seni, hiç kırmadan,
içini de açmadan,
değmeden sana,
hiçbir ihtimali ortadan kaldırmadan,
bir ihtimali düşünmeden,
Sabah uyandım, yanımda bana bakan güzel bir adam, bende dün geceki uzun muhabbetin yorgunluğu ve keyfinin mahmurluğu, aramızda dün gece sevişmemenin verdiği rahatlık…
Ve kalktım, önce güzel bir kahve, sonra çırpılmış yumurtalar, avokado dilimleri, çok zevkli özenli o sofra, dün geceki muhabbete kaldığımız yerden devamlar. İkinci kahveler… Mutluluğu bende bulmaya çalışması ve yaşamına geri getirmemi beklemesi... Kapıdan çıkarken dün geceye ve kahvaltıya teşekkürler ve ‘öğleden sonra işin yoksa bir şeyler yapabiliriz’ sözleri.
Yapmayalım, n'olur yapmayalım. Ama sen arada yine gel, ben sana kahve hazırlarım…
Kabuğunla yuttum,
Seni, hiç kırmadan,
İçini de açmadan,
Değmeden sana,
Hiçbir ihtimali ortadan kaldırmadan,
Bir ihtimali düşünmeden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!