Bir varsın bir yoksun
Bir azsın bir çoksun
Nedir,nedendir bu
Anlaşılmazlığın sırrı
Güneş gibisin bazen
Bazende loşsun
Boş adımlar atıyordu,boş adamlar.
Birbirlerinin üstüne tırmandılar.
Altlarından kayıp giderken gerçek,
Onlar, yalanlara inandılar.
Yürütürken düzenlerini yürüyen merdivende,
Yürümeyenden kolay sandılar.
Na mütenahi zamanlarda
Çıkıverir karşına...
Demir atmışken tam limana
Dümen kırarsın okyanuslara.
Yudumlarken kahveni yavaşça
Yuvarlak güpür dantelli masanda
Hoşgeldin şiirim...
Varlığını belgeleyeceğim
Tüyden hafif,kurşundan ağır,
kurşun kalemimle.
Titremelimiydi acaba
ellerim,yüreğim
Kaç kişinin samimiyetine inanıyorsanız,
İşte bi o kadar yalnızsınız.
Kaç kişiye yer veriyorsanız dualarınızda,
O kadar daha kalabalıksınız...
Zamansız baharlarda
yersiz toprakların,
sıcak kıyılarında
açılan yapraksız çiğdemler
kafasız bir çokluğun
arsız ayaklarında
Aslında hepimiz birer sanrıyız
Gerçeklik dediğimiz yaşamda.
Suretlerimiz var boşlukta.
Dolduruyoruz onları,
Karanlık ya da ışıkla.
Var olmaya çabalıyoruz,
Henüz büyümedi.büyüyemedi.
Görev bildi vatan toprağını.
Şeref dedi,namus dedi.
Daha doğmadan öğretildiği gibi.
Asker oldu,postallarını giydi.
Elindeki silah,şimdi en değerlisiydi.
Hiç bilmeyeceksin bilemeyeceksin
Sen yokken ben seni çok sevdim
Her Salı da Perşembe de
Her görüş gününde
Bir an olsun sesini,nefesini
Duyup hissedeyim diye
Gün bitiyor yine
her gün biraz daha erken.
Göç ediyoruz akşama,
gece bize gelirken.
Vakitse hep aynı o vakit,
Seyreyliyor alemi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!