Ey sevgili...
Sesin bir rüzgâr gibi yankılanınca kulaklarımda,
Eski bir özlem çöker ağır ağır içime.
Boğazım düğümlenir, kanadım kırılır;
O iki hecelik "öz-lem" dediğin koca yük,
Mermer bir taş olur, düşer yorgun bedenime.
Elini tutmadan geçen her saniye, her dakika,
Sanki damla damla, bir bir eksiliyorum dünyadan.
Tarifi imkânsız, adsız bir şeysin sen;
Hayatıma girdiğin o ilk günden beri,
Her gün küllerimden yeniden doğuyorum.
Gerçekleşmesi imkânsız bir rüya gibisin,
Adın harf harf kalbime kazınmış bir mühür.
Bir çocuk nasıl muhtaçsa anne sıcaklığına,
Ben de öyle muhtacım senin o çocuksu sevgine.
Şimdi çöl yağmurları yağıyor, kurumuş gözlerime.
Bir düşümüz vardı seninle, hatırlar mısın?
Sarmaşıklı bir ev, huzurlu bir bahçe...
Oysa ben, buz gibi bir yetimhane uykusundan geliyorum;
Bilmedim annemi, hiç tanımadım babamı.
Eski yaralarım hâlâ kanıyor, ey sevgili...
Sen beni sev ama en çok yalnızlığımdan sev,
Kimsesizliğimden tut ellerimi.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•İki hecelik “özlem” dedin mi, omuzlarıma taş bağlanır.
•Yetimhane avlusunda büyüdüm; en çok “sev beni” demeyi öğrendim.
•Adını harf harf yazdım kalbime; silmeye kalksam canım yanar.
•Elini tutmadan geçen her gün, takvimden değil, kalbimden eksiliyor.
Eylül 2019 / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 14.02.2025 15:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
“Aşk, kaybolan kalplere yeniden doğan bir ışık gibidir; her karanlıkta yokluğunu hissederiz.”




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!