Ayrılığın çanlarını beynime öyle bir vurdun ki,
sana benzer hiçbir şeye değemem artık.
Sen dahil.
Madem o kadar kolaydı gidişin
dönmeyi aklının ucundan bile geçirme!
Yok artık anlamı…
İçimde hıncahınç öfkeler vardı.
Şiir susmamı istedi.
Bildim, kelimelerin huzuru içindi.
Ruhumdan kaçamazdım,
lakin dışında kaldım kendimin.
Haklıydı şiir.
Bir akşam daha sarkıyor,
pencerenin pervazından.
Her şey yerli yerinde ,
ama yokluğun hâlâ çok fazla.
Benden el etek çekince çoğaldı mı sevinçlerin ?
Öyle ya, bendim bütün ıstırabının sebebi…
Yaşadığın bütün kötü anların neferi.
Bütün kırık zamanlarının mimarı bendim ya hani.
Zafer sayalım bu haksız terk edişini…
Belki bir rüyanın içindeydim.
Ya da bilinçüstü bir şey,
bilmiyorum.
Ayırt edemedim.
Ama bir bilinçaltı boşalması değildi bu,
"Yana Yana"
Bir yangının ortasında
yaşamak için kanat çırpan
alaca bir kuştum.
Artık hiçbir şey istemiyorum.
Ne sabahı, ne ayı, ne de yeni bir başlangıcı.
Güneş doğmaya devam etmiş,
gece gözlerini benden kaçırmış; banane.
Benim pencerem çoktan kapandı.
Asırların yorgunluğu var üzerimde.
Yüzünün yüzölçümü kadar benim yeryüzüm.
Gökyüzünün bütün renkleri sende toplanmış.
Baharın bütün huzuru sesinde.
Sen benim ilk mutlu şiirimsin.
ilk heyecanım,ilk sevincim.
Çocukluğumun sıcaklığı yıllarca sende saklanmış.
Zan…
Zan…
Zan…
Aşk yücedir diyen dilde cellat oldu “zan."
Adımdan saklanan ruhumdu giyotine yatırılan.
Ay ve güneşin kavuşma vakti,
Size nasıl seslenmeli,
hangi kelâm ile kapınızı çalmalı,
hangi sıfat harikulâde varlığınıza denk düşerdi,
bilemedim.
.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!