Yüküm hâyli ağır,
Rotam belirsiz,
Pusulam umuttu o da yok artık.
Umut olarak baktığım bütün gemiler,
Mavinin derinliklerinde kayboldu.
Ulaşacağım limanlar yandı.
Senin gibi bir şiir yazılmadı daha,
Yazdığım mısralara kattığım en güzel anlamsın.
Okuduğum kıtalara yüklediğim en güzel manasın.
Kurduğum en güzel cümlemsin.
Herkesin Eylül'ü farklı,
Sevinçleri hatırlatır, anımsamak istersin.
Başlangıçlar serap olur karşında, o güne dönmek istersin.
Dinmeyen gözyaşların, duyulmayan yakarışların aklına gelir,
O günler geçti diye şükredersin.
Ey fâni hayatı sonlandıran ölüm!
Hep baş uçumuzda olmana rağmen nasıl bu kadar sessizsin!
Nasıl kendini unutturabiliyorsun ?
Neden hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz!
Ey dost dünya ömrü kısadır,
Âh şu beklemek!
Ne kahredici bir sessizlikmiş,
Ne kahredici bir ateşmiş.
Ama insan ateşin yakıcılığını aldırmaz,
Yürür kızgın alevlerin üstünde.
Özlem kokuyor buralar,
Sarılıp kavuşsam sana,
Meyve vermeyen bağ olmaz,
Sonbahar diye mevsim olmaz.
Sen varken zaman çabucak geçerdi farketmezdim,
Tüketiyoruz su gibi ,
Kullanıyoruz bir ekmek gibi.
İnsanın, insana ümidi kalmıyor.
Herkes kaybetti en masum düşünceleriyle..
İnandığın yerden incinirsin,
Bir ömür boyu koşarsın da
Bazen bir adım daha atmak zor gelir,
Çaresizlik midir ilişen,
Susmuş, iki büklüm sözler,
Dünyadır bıktırır.
Aşktır usandırır.
Kaç asrın yorgunluğudur da bu,
Sarmaşıklarla bağlanmış ayaklarıma
Kendimden başka herkestim bugüne kadar
Gündüz sadece bir örtüdür,
Üzerini iyi örten saklar kederini,
Unutturur gibi olur her şeyi bir nebze,
Gecenin havaya hakim olduğu zamana kadardır, gündüzün hakimiyeti.
Gece düşününce karamsarlığın ağırlığını hissedersin omuzlarında,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!