Karalanmış bir sayfaya yazılmış birkaç dizeye tutulduk
İnsanın yazdığı kağıda sığamaması iyi bir şey değil
Namlunun ucunda gök gürler
Müjgan ağlar, ben ağlarım
Göğün ucunca yağmur bekler
Bir akşam yine -önceki akşamlar gibi
yalnızdım
Pencereme ağırlığınca katreler boşalttım
Alçak omuzlarının üzerinde göğe yükselen fakir bir adam tanıdım
her yaşamak tekrarında ölümü sahiplenen
Gökyüzünün hiç olmadığı kadar yakın olduğu
Yağmurun hiç düşmediği kadar uzak bir coğrafyadan düştüğü
ve ayaklarımıza hançer gibi saplandığı bir gece
Toprağın altında gök gürlüyor
Üstü kıyamet
Sevmeni umarak sana koşamam seyrim
Buna rağmen sayısız şiirin rengiydin
Sesine gelince
seni işitmek onca çiçeğe can verirken
sen sesini unutturuyorsun
Şehrimizde duyultular
söylenmemiş sözcükler üzerine
Gönlümüzde gürültüler
yaşamak ve yaşatmak üzerine
Bir yerde zaman
Ama ne bulut şu gökyüzündeki
Görüyor musun?
Ne gökyüzü ama çocuklar için
Ne çocuklar uyur saçlarında talaş kokusuyla bilir misin?
Yer yatağındaki pirzola düşleri ısıtır kiminin yastığını…
Kurşun seslerini duyar gibi olurum
Bir çocuk ölmüştür, göremem
Bir çocuk ölürse bir anne ölür, bilirim
Bir çiçek solar;
ben her çiçek solduğunda gülemem
Ne acılar bilinmiş,ne doktora sorulmuş
Yağmur yağmış dün gece,kafanfiller kırılmış
Ne gün görmüş bahtiyar,ne ağlamış haline
Kısık sesli bir şiir,şarkılarda duyulmuş
Baksan denizler sonsuz,düşsen ağlayacaksın
Sular durulduğunda herşey için çok geçmiş
Sevginin israfı sevgisizliğin başladığı yerden
uykusuzluğun dehlizlerinde kaybedermiş kişiyi
Ve ben de kaybolduğum yerden sesleniyorum şaire
Bitmemiş bir şiirin son mısrasını söylemeliydim
Damlalar
görünenin bilinmeyen kıtasına damlayan
Damlalar
toprakla dans eşliğinde
Kıtalar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!