Milas ovasına düğün kurulur,
Davullar düğünde çifter dövülür.
Yiğit olan kalleşçe vurulur.
Oyna be efem, sen oyna.
Düğünde Kerimoğlu Zeybeği çalar,
Güzelim dünyada biz sâki olduk.
Sunduk şarabı en güzel kadehte.
İçenler kafayı ne de güzel buldu,
Güzeller karşısında yudumlarken şarabı.
Bize kalan yokluk, ıstırap ve hasret
Kan bürür bazen göze,
Söz kalmaz söyleyecek dile.
Sen de acımadın, zalim, bana —
Son darbeyi indir, öyle git!
En zayıf yerimi benden duymuştun,
uğultu tepeydi gidip vardığım
bir benmiyim hiç bir şey bilmeyen
herkesin her şeyi bildiği yerde
yokluğun tüketiyor benim varlığımı
ben varmıyım onuda bilmiyorum
Sitem doldu sinemde, sus ey dilsûz gönlüm
Her nâle bir ket vurdu, kırıldı söz gönlüm
Yakınca aşkın ateşi, külünde kaldı bahar
Sükûtun içinde ağlar, gecede köz gönlüm
bende bir şeyler bilirim
sezerim önceden olacakları
hava bulutlanınca, yağmur yağma ihtimalini
bilirim
bize bakma öyle bi-mâye kafayla
sen bizim sırrımıza ulaşamazsın
biz seni tanırız senden ziyade
sen bizim sırrımıza ulaşamazsın
biz sırrına erdik dem-i âlemin
balkonumdaki sokak kedisi,
biliyorum, senin derdin
de açlık;
benimki de.
senin bazı isteklerin var,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!