Mana-ı kays söylenir oldu kitaplarda
Her anlam ayrı bir hecenin gölgesinde asrın ayıpları karargâhında...
Cebimde biriktirdiğim mısra yığınları vardı oysa,
Kelimelerimle sana gelirken,
Herkes onları şiir sanıyordu...
Bana kalan ile dönmek yeniden,
Mevsimler çok geç bir vakitte terk ediyor beni
Yalnız kalıyorum
Sevmek bambaşka algının kopyası
Ve dahildir cebimde biriktirdiğim tüm yanılgılar,
Belki de bu yüzden bir elveda cümlesi bile kuramıyorum...
Bir susuzluk belirtisi
Saniyeli aşk çeşmelerinde
"Figan" kelimesi rast geldi
Gözlerimin önüne
"Aşk" dediler
Haykırmak anlamsızdı,
Hâlbuki Mona Rosalar bekliyor diğer ülkelerde
Ben başkentin en alasından seslenirken...
Kimse ötesini düşünemez,
Çünkü haykırmak anlamsızdı.
Belki yeniden bir sonbahar geliyordu,
Ağlamak kadar gerçek bir olgudur yaşamak
Sessizce uzaklaşır bedenimde
Yoksul mahallelerinde şehrimin
Aydınlık, bir hürriyetin egemenliğinde türkülerimi söyler.
Ağlamak kadar gerçek bir olgudur yaşamak
Kayıtsız ve kararında nefes almak ölümsüz
Baharlar bahardır kimi zaman
Aciz kalır güllerin baharı güzler
Sessizce gelir umut denilen gaflet
Ve işte son uçurumun kenarında kaldım
Yalnızlık adımı haykırıyor...
Ölüm,
Bir sana yakışmadı be adam
Grimsiliklere terk ettin bizi.
Ölüm,
Bir sana yakışmadı be adam
Ve Asya nihayet;
Çiçekler açar, yer uyanır,
Göklerden gelir bahar şarkıları
Gülümseme sonrasında, lakin ürkek...
Ve Asya nihayet;
Anlatacak çok kimse var mı, bilmem
Ama anlatılacak bitmez hiçbir zaman
Lütuftan gerisi yalan
Ve zamansızdı
Ani bir yakarış olmadan geçen zaman




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!