Heybesini doldurmuş yanlızlık gidiyor
Gecenin kuytu karanlığında bir çif göz
Merakla bakıyor sağa sola soluk soluğa
Gökyüzünde şimşek çakıyor aklım sandıkta
Turnalar gökyüzünde süzülüyor korkusuz
I.
Gecenin karnından sızan o ilk mor mürekkep,
Konağın dilsiz taşlarında bir sızı büyütür.
Bir yanda boynu bükük, mağrur bir sebep,
Bir yanda yüz yıllık uykuyu ölümle uyutur.
I
İlk harfi iyi oku, kelamı düzgün anla,
Bilmiyorsan bulaşma bu yola o yalanla.
Koku yapar o koku, yayılır her bir yana,
Lafı tartmadan atan dert olur yüce cana.
Zamanın dipsiz kuyusunda erirken her bir nefes,
Anladım ki bu dünya, ruhu hapseden boş bir kafes!
Siyah ekranlardan süzülen o uğursuz, donuk neon,
Siyasiler kürsüde konuşur, sanki kurulmuş otomatondan bir koro.
Madde tavan yaptı, mana ise çoktan çekildi bu sığ sahneden,
Ağır kadife perde inler, tabut gibi;
Tozlu soluğuyla dolar sahne bağrı.
Yavaşça aralanır, çekilir iki yana,
Dökülür üstüne "Hiçliğin Ayazı".
Spotun altında titrer Barok bir gölge;
Gölge boyu uzun, vakit ikindi,
Yorgun ruhlarımız matemle indi.
Ne bir liman kaldı ne de bir gemi,
Dalgalar yoruldu, fırtına dindi.
Zaman bir değirmen, ömrü öğütür,
Öyle cilve naz edip gülerken
Söyle yüreğin hiç mi sızlamadı?
Vedasız öyle sessizce, giderken
Söyle yüreğin hiç mi sızlamadı?
Hele o bakışların ayrı bir sanat
Eşeğe eşeklik baki olduktan sonra
Sırtına semeri vuran tok olur gider
Semerin heybesi delik olduktan sonra
Üstten koysan alttan hiç olur gider.
Zalim kullar gösterir uzağı yakın
Bu aşkın hüzünü yüreğine doluverdi
Dolan gözlerin/de sokağını geziverdi
Baykuşun sesi bülbülü bağdan kovuverdi
İki damla yaş ta mendiline düşüverdi
Düşen yaşla mendil in elinden kayıverdi
Uzaklar yakın olur, gönül bağı kurulunca,
Zaman sessizce akar, o dost eli bulunca.
Bir selam yeter bazen mesafeyi silmeye,
Bir kelime can verir, sözler kalbe inince.
Ne geçmişin yükü var, ne yarının telaşı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!