Zamanın dipsiz kuyusunda erirken her bir nefes,
Anladım ki bu dünya, ruhu hapseden boş bir kafes!
Siyah ekranlardan süzülen o uğursuz, donuk neon,
Siyasiler kürsüde konuşur, sanki kurulmuş otomatondan bir koro.
Madde tavan yaptı, mana ise çoktan çekildi bu sığ sahneden,
Ağır kadife perde inler, tabut gibi;
Tozlu soluğuyla dolar sahne bağrı.
Yavaşça aralanır, çekilir iki yana,
Dökülür üstüne "Hiçliğin Ayazı".
Spotun altında titrer Barok bir gölge;
Gölge boyu uzun, vakit ikindi,
Yorgun ruhlarımız matemle indi.
Ne bir liman kaldı ne de bir gemi,
Dalgalar yoruldu, fırtına dindi.
Zaman bir değirmen, ömrü öğütür,
Öyle cilve naz edip gülerken
Söyle yüreğin hiç mi sızlamadı?
Vedasız öyle sessizce, giderken
Söyle yüreğin hiç mi sızlamadı?
Hele o bakışların ayrı bir sanat
Eşeğe eşeklik baki olduktan sonra
Sırtına semeri vuran tok olur gider
Semerin heybesi delik olduktan sonra
Üstten koysan alttan hiç olur gider.
Zalim kullar gösterir uzağı yakın
Bu aşkın hüzünü yüreğine doluverdi
Dolan gözlerin/de sokağını geziverdi
Baykuşun sesi bülbülü bağdan kovuverdi
İki damla yaş ta mendiline düşüverdi
Düşen yaşla mendil in elinden kayıverdi
Uzaklar yakın olur, gönül bağı kurulunca,
Zaman sessizce akar, o dost eli bulunca.
Bir selam yeter bazen mesafeyi silmeye,
Bir kelime can verir, sözler kalbe inince.
Ne geçmişin yükü var, ne yarının telaşı,
Bu yaşta bu gözler neler gördü
Sükunet içinde ne şiirler ördü
Hakkikata koştu hep izini sürdü
Yoklukla boğuşan hisler içinde
Hak hukuk adalet slogan dilde
Harlanan yüreğimde saklı kocaman yerin
Göğüs kafesimin attığı yer de hemzemin
Aşkın güzergâhına peydah mağduriyetim
Güllen yüzüne bağlı tek bir tebessümüm.
Beni sana yakınlaştıran tertemiz hislerim
Büründü sessizliğe yaralı kalbim
Gülmedi yüzüm tatsız tuzsuzum
Yaşlı ve yorgun ruhum üzgün
29 harfle anlatamadım kitapsızım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!