Zihnimizde taşıdığımız şeyler
Dalından koparılan bir üzüm tanesi
Karıncaların saman ipliğinden yolları
Satranç tahtasında dizili taşlar
Bulanık suya daldırılmış bir el
Düşünürken fark ettim
Büyülü bakışlarının eksikliğini
En güzel zamanları anarken
Anmak kelimesinin geçmişe ait bir şey olduğunu
Ellerinden çok resimlerine dokunduğumda
Fark ettim
Görüyorsun yolları
Aha biri bu yana biri bu yana
Diğeri de şu yana
Şimdi ben bu yolların birinden gideceğim
Sen de şu biçilmiş ekinler gibi kısacık kalacaksın
Kuru, bütün suyu çekilmiş şekilde gövdesinden
Garip bir rüyadan uyandım
Hiçbir şey bir şeyin bedeli değildi
Herkes kendini yüceltmeye çalışırken
Güneş dağlardaki karı eritiyordu
Çok garip bir rüyaydı
Hangi bakışın karanık yüzünü
Aydınlatıyorsun şimdi
Işığın kimlere meydan okuyor
Sen benden o kadar uzakta
Nasıl yaşayabiliyorsun
Yine bir düşüncedir sardı beni
Sarıp sarmaladı
Lakin kolların gibi değil
Gülümseyişlerinin yaydığı sıcaklık gibi de değil
Tekrarına düştüğüm kelimeler gibi
Aralıklarla tekrarlanan
Ve ben gözlerine bakıp giden biriyim şimdi
Ve ben gözlerinden akıp giden biriyim şimdi
Günler terk etti bizi başkası değil
Senin ve benim birlikte olduğumuz
Ve olacağımız günler gitti
Bu senin suçun değil
Bazen mutluluğumuz
Başka birinin hüznüne bulaşır
Çamurlanmış ayakkabılarımızla
Adımlar atarız sokaklar boyu
Tabi genelde ayakkabılarımız
Arındırılmıştır tozundan, çamurundan
zaman, sisli bir sabaha açılabilir bazen
kapılar yüzünüze kapanabilir
kimi şeyler için geç kalmış olabilirsiniz
ve güne erken başladığınız sabahlar da olmuştur.
insan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!