Ben bilirim karanlığın içinde güneşe hasret yaşamayı
Sevda şiirlerimle aydınlanır dünya
Ateşten korkmaz bu Şiirbaz
Yangınlara yalın ayak yürürüm
Alevlere sarılmış yürek de ne ki
Ben sevda ateşini içimde yaşatmışım
Gün gelir kabuk bağlar bazı yaralar
Ağlarken gülmeyi öğretti bak acılar
Öldüğümde beni güller içinde saralar
Yürekte yangı var iyi değilim bu aralar...
Emre Vehbi ALKAN
Gittin ya,
Beni böyle sersefil bıraktın ya
Helal olsun sana helal olsun.
Şimdi senden geriye kalan sadece bir hiç
Ne bir haber bıraktın ne de bir mektup
Oysa,
Bu gün küçüksün diyorlar bana
Ama gün gelecek büyüyeceğim
Atamın bıraktığı kutsal hediyeyi
Sonraki nesillere emanet edeceğim…
Her renkten insan gelir memleketime
Verirsen iyisin
Vermezsen kötü
Sormazlar cebinde var mı diye…
Seversen iyisin
Sevmezsen kötü
Biliyor musun en çok mektuba başlamam gereken hitap şeklinde zorlandım. Sana ne deseydim, anam dedim, canım dedim olmadı. Yavan kaldı sözlerim yani. Sana melek anam diye başlamak istiyorum mektubuma. Oysa sözleri bir arada tutmayı becerebilsem yani bir başlasam sonu gelecekti eminim! Ama sıradan sözcükleri hiç yakıştıramadım sana, yapmacık sözlere konduramadım seni... Sonra sana hiç mektup yazmadığım aklıma geldi, içim burkuldu, canım acıdı...
Bu mektubu sana ötelerden yazıyorum; Yani senin daha önce yaşadığın dünyadan, sesine sözüne hasret, yüzüne hasret, sıcağına hasret gönlümden başlıyorum mektubuma. Seni o kadar çok özledim ki melek anam; Meğer hiç bir kucak seninki kadar sıcak değilmiş, hiçbir acı senin yokluğuna bedel değilmiş meğer. Hiç ama hiç bir hasret senin özlemin kadar yakmazmış içimi.
En acısı, dost bildiklerim, toplanıp bir araya gelseler, senin çeyreğin bile edemezmiş. Bilsen ne zor bunları itiraf etmek kendime ve sana... Gurbet bile gururumu söndüremedi. Hâlâ gururlu, şımarık, küçük oğlunum. Hayır, hayır yavrunum. 'Ben artık yaşlandım ben anam. Yaşlandım ama ihtiyarlamadım diyordum ya sana hep, meğer ihtiyarlamışımda ben anam. Bana oğlum diyordun ya şimdi oğlum demene öyle ihtiyacım var ki melek anam...
Sustu inlemeler, ahlar vahlar sustu
Gündüzler gecelere küstü
Yürek, kapandan kurtulan kuştu
Bir gece vakti sessiz, babam öldü…
Uzaktan el etsen gıdıklanırdı babam
Seni ne çok sevdiğimi ilk kalemime anlattım.
İlk kalemim bildi seni nasıl sevdiğimi.
Sonra kalemim kağıtlara anlattı,
Tüm boş sayfalar senin adınla renklendiler.
Sonrasında sensiz geceler,
Sigara dumanları, yalnızlığım
Güzelsin kır çiçekleri kadar narin
Umudu oldun esmeyen yellerin
Bir şeyler saklı kapalı ellerin
Sahi seni sevdiğimi söylemiş miydim…
Nasıl bekliyorsa doğmayı bir cenin
Yaşam bir saklambaçtı hani
Hani aşkımız bir kör ebe
Bak yanındayım artık
Hadisene beni ebele...
En çok beşe kadar say




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!