Uzun bir yolda yürüyorum şimdilerde, neresindeyim dünyanın kestiremedim daha. Bir ayak seslerimi dinliyorum bir de küskün yüreğimin sesini. Yüreğimdeki sevgiyle ve içimdeki çocuğun bana verdiği güçle yürüyorum. Nereye kadar sürer yürüyüşüm bilmem.
Unutulmayan ve de benim unutmadığım bir şeyler var. Kulağımda hala beni uyuturken söylediğin o ninni var mesela. Ne diyordun; “Dandini dandini dasdana / Danalar girmiş bostana / Kov bostancı danayı / Yemesin lahanayı...” Biliyor musun! DANA’ lar bostana gireli hayli bir zaman oldu be canım anacığım. Danalar bostanı yedi de gözü bana diktiler. İzin versem beni bile yiyecekler be anam.
Şimdilerde her adımımı bir öncekinden sessiz ve yavaş atıyorum. Sesimi duymasınlar diye fısıltıyla konuşuyorum. Penceremden izlediğim sen varsın bir de babam var yolun sonunda. Nasip, zamanı geldiğinde belki ulaşırım yanınıza. Rüzgarlı havalarda dışarıya şapkamla çıkıyorum. Sırma saçlarım uçuşuyor esen rüzgarla birlikte dağınık bir halde. Ama aklımdaki düşünceler yerlerinde sayıyor, gitmek istemiyorlar umutlarımın aksine. Acaba gitmeli miyim? Yoksa burada kalıp danalarla savaşmalı mıyım? İnan bana onu da bilemiyorum anacığım.
Sevdan göçmenlerin kanatlarında sürgün
Ben senin sevdana sürgün tükeniyor ömür
Ne günüm belli ne de gecem aydınlık sensiz
Nasıl yaşarsın bilmem yabanlarda bensiz…
Sensiz akşamlarda, zifirlere seni yazacağım
Zamansız severim ben
Ne yağmuru beklerim
Ne de doğmasını güneşin
Sen daima iyi ve doğru olmalısın;
Bensizken bile…
Sen bendeki beni yaşatmalısın
Ben yokken bile…
Aydınlık olmalısın ay gibi parlak
Açılır kara kaplı kitap, günahlar sorulur
Durulur içteki nefret, Karadeniz durulur
Bilenir eldeki baltalar, darağaçları kurulur
Gün gelir vurulur Anka kuşları…
Dostlar gider ötelere, toprakla dost olur
Gecenin kara yüzü göründü yine çatı katımın penceresinden. Ayın şavkı Karadenizi aydınlatıyordu. Uykusuzdum, birazda sarhoş. Sensizlik mi çarpmıştı beni yoksa içtiğim rakıdan mıydı bu bendeki baş ağrısı. Ben her gece seni özlerim, sensiz sessizliğimde her gece seni ararım ama yine bulamam. Boş kağıtlara seni yazarımda yine anlatamam seni ve beni anlamaz kağıtlar. Bu halime en çok içimdeki çocuk güler. Her şiirim senin adınla başlar, her şiirim senle biter de sen bilmezsin. Gecenin karasını maviye boyarım sen yokken, ben maviyi özlerim seni özlediğim kadar.
Her şey yarım. Aşklar yarım, sevdam yarım. Sensiz yaşanıyor yaşanacak her ne varsa. Yani hayatım yarım. Gecelerim yarım ve pazar sabahları radyodan çalan şarkılar bile yarım. Resimler yarım, ben yarım. Sensiz gecelerim, ayım, yıldızım. Sensiz ağlıyor gülen diğer yarım. Sensiz yaşanıyor yaşanacak her ne varsa. Sensiz, sessiz yarım.
Sen yokken durur zaman. Güneş durur, ay durur, bulutlar öylece durur. Dalgalar durur, rüzgarlar durur, insanlar durur. Ben durmam! ... Ben inatla seni özlemeye devam ederim. Durmadan, bıkmadan, usanmadan döneceğin günü beklerim. Yüreğimdeki yangını söndüremez binlerce umman. Yüreğimin sensizlikle yoğun olduğu bir yerlerde toplu güvercin katliamları başlar, tek tek vurulur sevgi kuşlarım.
Bir dağın yamacından seyrederim denizi
Dalgalar kumsala yetişmek için telaşlı
Biri var denizi taşlayan dertli vede ağlamaklı
Ellerinde bir demet solmuş kır çiçekleri
Oysa ben rüzgarlara gizlemiştim sevgimi
Her yıldız kaymasında sevdayı dilemiştim
Mahallemizin tek bakkalı sendin
Pirinç e taş şekere çöp katardın
Yarım kilo kaşarı kimse alamazdı senden
Zira teraziye parmağınla basardın
Sen ne şerefsiz adamdın Hayrilettin Abi…
Henüz vaktimiz varken sev beni
Sonra çok geçmiş olabilir
Ben seninle olsam bile
Ruhum ötelere gidebilir…
İki çiçek varmış yokmuş üçüncüsü
Biri taze imiş biri darbeli
Biri ona sevdalı biri eh işte
Bilinmez kime konacak bu gidişle…
Çiçeklerden biri dağlarda çayırlarda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!