Ve göğün karnı yarılır.
Bu muhteşem günün hatrına.
Saçaklar değişik bir hal alır.
Ellerinde, filizler hazırlanır yarına...
Gök gürültüsü şenlendirir,
Nasıl bir cezadır,
Bu bana koyduğun yasak.
Elimi uzatsam yokluğuna,
Bir hışımla benden kaçacak...
Zalim olsan sevmezdim,
Kime, ne yaşattıysan başına gelir.
Büyük ne konuştuysan, yaşarsın bu hayatta.
Kendi hayatını mahvettiğin yetmezmiş gibi,
Kötülüklerin de bulaşır etrafa...
Mutluluk vaadin vardır.
Kana buladın beni.
Mazlum coğrafyaların gelini.
Gel iltica et ülkeme.
Sırça köşkümdesin, yerin belli...
Sınıflar, sınırlar yok aramızda.
Bir ülkede toplu olarak yetim kalıyor,
Fotoğrafçıların bulunmaz nimeti çocuklar.
Sahipsiz oldukları için doğal hüzünleri,
Bunu nasıl anlasın, godoman lavuklar...
Bir yerde birikmiş sözlerim yok.
Kimsenin yolunda kaybolmuşluğum da.
Hep kendimde zannediyorum kendimi.
Dinlemek güzel beni, sözlerimin boşluğunda...
Batan gemide, düşen uçakta olmaktı,
Yokluğun demini aldı yine.
Bir tiyatro misali, kimbilir bu kaçıncı perde.
Umuduna küsmüş, kırmızı ışık dilencisi gibi,
Araba camları kapalı, bakışlar aksi yönde...
Varlığın üstümde koyu bir gölge.
Biliyormusun bıktım !
Fakirlerin arkadan gidişini seyretmekten.
Eli boş göndermekten değil,
Yoksulluğu yok edememekten...
Gidiyorlar arkalarına bakmadan.
Yüzünü bana döndüğün gün,
Kuşlar göç etmeyi bırakacak.
Sıcakla soğuk yer değiştirecek.
Bitkiler, havaya su bırakacak...
Yüzünü bana döndüğün gün,
Gönül zenginliğimin yanında,
Bir anlamı yok bankadaki hesaplarının.
İyiler hep kaybeder deyip durma;
Bu sadece sayıklaması bunakların...
Dur bir soluklan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!