Yaşlılığın gençliği, o ellili yaşın başındasın;
Kalbin, bütün ağır yaraların limanı artık.
Sayılar, takvim yapraklarında bir bir çürümekte;
Gençliğin yaşlılığı ha bitti, ha bitecek; ne yazık!
Hesapsızca ağladığın o uykusuz geceler...
Heyhat! Bu kışın ardı beklediğin bahar değil.
Duy artık yaşlılığın o mağrur hüznünü ey gönül;
Çizgiler sadece yüzünde, sakın sanma kalbinde değil.
Gittikçe artıyor yorgunluğun, dizlerinde derman az,
Ömrün, her nefeste biraz daha derinden kesiliyor.
Bak şu hayatın o acımasız ve komik oyununa;
Bedenin çökerken, ruhun inadına gençleşiyor.
Dünyayı değiştiremeyeceğini nihayet öğrendin,
Bırak artık, sayma geçen yıllardaki yorgun yaşını.
Nasıl da dalıp dalıp gidiyor gözlerin o keşkelere;
Kırdı bir bir, baharda gelen kışlar ömür dalını.
Şimdi aynalar yabancı, yollar yorgun, yolcu bitkin,
İçimde sönmeyen o eski yangınların külleri...
Ellinci kapıdan geçerken anladım ki ey hayat;
En güzel yalanmış, meşhur gençlik hayalleri.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Elli yaş, hayalleri değil; hesapları azaltır.
•Yıllar yüzüne yazılır, pişmanlık kalbine.
•Beden yorulur; ruh inadına direnir.
•Zaman hızlanmadı; sen yavaşladın.
•Kaybettiklerine değil, neden kaybettiğine üzülürsün artık.
•Aşk bile değişir; ateş olmaktan çıkıp sızıya dönüşür.
•Yıllar yüzüne çizgi çeker; aklına netlik.
13 Mayıs 2020 / Çarşamba / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 14.02.2025 16:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Zamanın gölgesinde kaybolan her an, yüreğimizde bir iz bırakır. Ne kadar silmek istesek de, hatıralar asla silinmez."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!