Bedenimde açan her yara,
Kışı unutan bir ağacın gövdesine düşen sessiz çatlak gibi.
Kalbim, kıyıya varmayı reddeden yorgun bir dalga;
Ruhum ise karanlığı sırtında taşıyan son göç kuşu…
Bil istedim.
Bir kez olsun, suskunluğumun hangi yangından geçtiğini bil.
Yalvardım.
Avuç içlerime gökyüzünden düşen duaları sakladım;
Belki bir mucize, kırık dalları yeniden yeşertir diye.
Meğer sevda, ateşten örülmüş dar bir köprüymüş;
Ben her adımda kendimden geçerek
Sana ulaşacağını sanan bir gölgeymişim.
Bir gün yeryüzünden rüzgârın savurduğu bir kül gibi silinirsem,
İçindeki fırtına diner mi?
Yoksa sessizliğim, en derin yankın mı olur?
Ben seni sevdikçe eksildim.
Mumun ışığına can veren alev gibi,
Tükendikçe seni aydınlattım.
Ve şimdi…
Adının kıyısında unutulmuş bir harfim.
Cümleden düşen bir hece,
Göğe dönemeyen bir turna,
Kabuğunu kırarken kendinden vazgeçen bir inciyim.
Bil ki;
Ben seni çok severken,
Kendi alfabemden silinen,
Elif'inden eksilen oldum.
Kayıt Tarihi : 4.07.2026 01:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!