Yazın ortasıydı,
uzandım bir çimenliğe;
sırtımı toprağa verdim,
yüzümü göğe.
Rüzgâr geldi önce,
çimenleri okşaya okşaya,
sonra dolaştı tenimde
senin ellerinmişçesine.
Topraktan birkaç karınca çıktı,
gezdi bedenimi boylu boyunca;
senin geçtiğin yerlerden geçtiler,
senin izlerinin üzerinden.
Boynumda bir kokun kalmış,
sol yanımda bir sıcaklığın…
Güneş değdi yüzüme,
rüzgâr değdi yarama;
toprak aldı yorgunluğumu,
çimen sardı kanayan yanımı.
Bütün tabiat
sanki seni bilircesine
sardı beni.
Bir tek
senin yokluğuna
çare bulamadı.
Oysa ne çok şey vardı etrafımda;
gökyüzü vardı,
toprak vardı,
rüzgâr vardı,
yeşilin bin türlü hâli…
İnsan,
çaresi bir insanda olan yarayı
ne diye arar ki tabiatta?
O gün öğrendim;
bazı kokular gitmiyormuş,
bazı izler silinmiyormuş,
bazı yokluklar
mevsim değişse de geçmiyormuş.
Ben nefes aldıkça
seni içime çekmişim,
sol yanımda büyütmüşüm seni.
Sen ise
kendi farkına varmadan
benim dünyam olmuşsun.
Şimdi
bütün tabiat yerli yerinde;
rüzgâr yine esiyor,
çimen yine yeşeriyor,
gökyüzü yine mavi…
Bir tek ben
sen olmayınca
eksik kalıyorum.
Meğer insanın
en büyük tabiatı
bir insanmış.
Ve sen…
Benim ekosistemimmişsin.
Sen bunu
hiç bilmedin.
Kayıt Tarihi : 18.08.2026 18:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!