Gece uyanır kıyıda,
rüzgâr taşır baharat kokusunu.
Ay düşer omuzlarına,
sen bir sır gibi karanlıkta durursun.
Tenin bir meyve,
dokunduğum her an açılır, çağırır.
Palmiye gölgesinde nefesin,
fırtına gibi iner kalbime.
Zaman ağır akar,
kum taneleri sürtünür arzuyla.
Gözlerin bir ada derinliği,
içine düştükçe kaybolurum mavi uçurumlarda.
Biz, kopuk dünyadan,
an içinde hapsolmuş iki yabani ruh,
ateşi keşfeden şaşkın insanlar gibi,
tutkulu ve söndürmeye niyetsiz…
Ateş büyür damarlarımızda,
yıldızlar kıskanır ışığımızı.
Sessizlik erir bal gibi,
yavaşça akar, tatlı ve ağır.
Dudakların uzak bir ada,
her dokunuş bir keşif.
Nefesin rüzgâr,
içimde saklı kapıları aralar.
Ve sabah gelirken,
güneş çekinir doğmaktan,
çünkü bilir,
bu gecenin büyüsü silinmez…
Biz, iki egzotik rüya gibi,
gerçek bile dokunamaz bize…
Kayıt Tarihi : 1.04.2026 18:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!