Yüce dağların altında, fırtınaları koparanlar,
Uçurum kenarlarında, gizli yuvaları kuranlar,
Mahşer alanlarında, herkese silahsız saldıranlar,
Azrail gelip çatınca, nefesini tezden boğanlar,
Şiddetin kararı ile, duraksamadan hep savaşır,
Karşıya geçen canlılar, o mağaralara ulaşır,
Kutsal Ihlara Vadisi, kara sevdalara bulaşır.
*
Mezarlık bekçilerini, o ormanda bezdirecekler,
Garip ruhun dertlerini, hep akılda sezdirecekler,
Zehirli sarmaşıkları da, bedende gezdirecekler,
Denizlerin dalgasını, o sahilde dizdirecekler,
Ecele meydan okurken, ansızın arkadan atlıyor,
Gönül denen pehlivanın, koca bileği hep patlıyor,
Karanlık diyarın ili, tüm ebedi gücü saklıyor.
*
Ecelin tuzaklarını, pek kolay kolay bozamazlar,
Büyük ordu akınları, kalemizden de sızamazlar,
Soğuk kanlı kaplanları, tabiata hiç salamazlar,
Meleklerin kanadını kesip, ansızın atamazlar,
Gafil avlanan o canlar, kızıl renklere de boyanır,
Çetin kavgalar koptukça, ulu çınarlar hep dayanır,
Uzak Ural dağlarında, kış uykularından uyanır.
*
Ebede uzanan yolda, durmadan hep yiğitçe koşan,
Keskin borayı aşarak, dereleri geçerek coşan,
Kör Azrail hamlesinde de, öfkesi dağlardan taşan,
Zaman dışı diyarlarda, hep zorlu tepeleri aşan,
Mağrur başların üstünde, serin şafakları ter atar,
Azrail elense yiyip, uçurumdan da dibe batar,
Bağdat alimleri, korkusundan hemen silahlar atar.
Kayıt Tarihi : 1.05.2026 16:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!