Sürgün edilmiş hayaller koydum geriye.
Kalbindeki merdiven boşluğundan bakıyorum hayata.
İçimde ağlamış çocukların sessizliği,
Dışarıda gürül gürül akan yalnızlık.
Acıyla süslenmiş akşamlar asılı kirpiklerime.
Bir Şubat biriktirdim üşüyen avuçlarımda.
Bir bahar atlattım kanayan yaralarımda.
Oysa ki göğsünden çiçekler vadetmiştin.
Gecelerime usulca inecek haftalar, aylar.
Saç diplerime yuva kuracak rüzgârlar.
Kederime omuz verecek sessizlikler,
Adımı incitmeden söyleyecek sabahlar.
Yoksa...
Yalan mıydı gökyüzünü kıskandıran sevgin?
Ya da hepsi bir rüya mıydı?
Öyleyse geç olmadan uyandır beni.
Düşlerimden düşüyorum sensizliğe...
Yorgun omuzlarımda kimsesizlik var.
Sabahları olmayan bekleyişler kapımda.
Ve zamansız gelen "Sen" nöbetlerindeyim.
Soluk yüzüme güneşten parçalar düştü.
Gecenin saçlarından koptu yıldızlar.
İçimde sönmek bilmeyen bir aşk ateşi
Ve geride kalan masiva.
Oysa ki...
Birlikte büyüteceğimiz mevsimler var demiştin;
Hiç solmayacak bahçeler,
Karanfil kokan sokaklar,
Güneşle yeniden kurulan sabahlar,
İçimde filizlenen çocuksu sevinçler
Ve yarına sarkan umut köprüleri.
Yoksa...
Yalan mıydı hepsi, ya da bir rüya mıydı?
Öyleyse geç olmadan uyandır beni.
Düşlerimden düşüyorum sensizliğe...
Penceremin önünde biriken ay ışığı çekildi.
Bahçemde terk edilmiş salıncaklar kuruldu.
Şimdilerde;
Kırkikindi yağmurları düşüyor içime.
İnce bir titreme var damarlarımda.
Yokluğun daha demini almamışken
Göğsümün en tenha yerine astım adını.
Yastığımın altında
Çatlamış bir sonbahar sakladım.
Vadettiğin ovaları, vadileri, nehirleri dolaştım.
Gelincik çiçeklerini öptüm.
Bir katre gökyüzü aradım nasibimde.
Yine de hiçbir kuş sen diye konmadı omzuma.
Oysa ki...
Bir ömür aynı duaya "âmin" diyecektik.
Aynı göğe bakıp aynı yıldızı seçecektik.
Kırılan ne varsa birlikte onaracaktık.
Yaralarımıza birbirimizi sürecektik.
Ve hiçbir akşam
Adını gözyaşlarımla çoğaltmayacaktım.
Yoksa hepsi birer rüya mıydı?
Yalan mıydı ellerimde büyüyen o sıcaklık,
Avuçlarıma bıraktığın yarınlar,
Bir ömrü sığdırdığımız bakışların...
Kalbime düşen o ilk sarsıntı,
Adını duyunca bile içime çöken o sükûnet.
Ya da ben mi?
Kendimi kandırdım bir masalın içinde.
Öyleyse söyle...
Hangi düşümde seni fazla sevdim ben?
Hangi gecede
Gerçeği uyutup sana inanmayı seçtim?
Hangi vedada unuttun beni?
Hangi susuşunda öldü sesim?
Hangi dokunuşumuzda eksildi kokun?
Öyleyse geç olmadan uyandır beni.
Düşlerimden düşüyorum sensizliğe.
Öyleyse uyandır kendini
Gülüşlerinden düşüyorum sensizliğe...
-- Poyraz Can
Poyraz Can
Kayıt Tarihi : 1.07.2026 17:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!