Yalnızlığın Peşinde
Zaman, yorgun düşen ruhumun kanatlarını yıprattı,
Her yolu aştım ama yine de varamadım huzura.
Kendimi unuttum, hayalin arasında kayboldum,
Gölgelerin ardında bir yankıydı sesim,
Yalnızlığın Türküsü
Dağların eteklerinde serin bir yankı,
Rüzgârın fısıldadığı sırlar, herkese kapalı,
Yapayalnız, içimden geçen her hüzün dalgalı,
Gözlerimden dökülen yıldızlar, sessizce kaydı.
Yarım Kalan Nefes
Sustum senin için, ah, söylesem kızılca gün kopar,
Sessizliğin dansı, ruhumda yankılanır bir anlık,
Bu aşk ki susmuş, yaralı bir çiçek gibi açar,
Gideceğin sessizliğe adımlarım kalmış sokakta yalnızlık.
Yetimin Hayali
Bir gerçek aşk, kanatlarımı açıp rüzgâra emanet ettiğim
Bir umudun kervanı, içimde yankılanan sesin yankısı
Kalbimin derinlerinde, anne rahminin sıcaklığındayım şimdi
Ve ruhum, yıldızların göğsünde huzurla sarılıp yatmakta
Yıkıla Yıkıla: Yeniden Doğuş
Gökyüzüne uzanır, sessiz bir nehir akışı gibidir zaman,
Kalplerden dökülen ahşap köprüler, incinirken yıkıla yıkıla.
Ruhun derinliklerinde yankılanan fısıltılar, birer umut ferman.
Yıkılmış Aşkın Hikâyesi
Gün batımı rengini alırken gökyüzünden, dağların sırtı
Karanlığa gömülen bir aşkın hikâyesi dile gelir burada
Ayın soğuk ışığıyla yarı aydınlanan yüzler, gölgeye düşer
Ve her nefes bir hıçkırık gibi yankılanır sessiz odalarda.
Yıldızların Altında
Bir hikâye anlatır, Çaresizliğin derinliklerinden.
Hasret, kalbimi parçalayan bir bıçak gibi, Uzaktasın, ellerim boş, ruhum yorgun.
Umutsuzluk sardığında ruhumu, Gökyüzüne bakarım, yıldızlara. İnancım söner, sonra yeniden canlanır, Tıpkı geceyi aydınlatan Ay gibi. Karanlık gökyüzünde parıldayan yıldızlar, Kaderimizin yazıldığı sayfalar belki de. Gözyaşlarımı silerim, bakarım göğe, Aynı yıldızlar altında nefes aldığını bilerek. Ölüm, Belkide sadece Ölüm değil, Kavuşmak için bir başlangıç. İnanmak, bu caranlıkta tek ışığım, Yıldızlar şahit olsun bu inanca. Hayat acıyla dolu olsa da, Seninle geçen bir hediye. Gözyaşları arasında gülümsemeyi öğrendim, Umut ve inanç, bırakmadı ellerimi hiç , ama Sen Yıldızlara bırakdın beni Ve Yıldız’ları Izlersin her Ğeçe.....
Yılara Mahkûm Rüyalar
Gurbetin tuzlu rüzgârları sarardı saçlarımızı,
ve her adımda yankılanan bu eski caddeler,
yalnızlığın mezar taşı gibi sıkışmış kalbimize.
O gün gelecek, biliyoruz, yalnızca bizim olacak;
Yokluğun Sofrası
Boş bir masada yankılanır hatıra çatal bıçakları,
Gözlerimde titreyen mum ışığı, sessizlikle dans eder.
Bir baba vardı burada, sesinin derin yankısı hala kulaklarımda,
Özlemin şarkısını söylerken, zamanın akışında erir gider.
Yokluğun varlığı
Gökyüzü ağır, bulutlar içinde umutlar baş kaldırı,
Her adımda zaman ellerinde sessizce öldü,
Haberlerin fısıltıları, yankılarla dolu bir akı,
Şüpelerin sokaklarında rüzgarlar savruluyor durdu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!