Ufuk güzelliğinde,
Çiçeklemek lazım yürekleri,
Nakış nakış.
Ruhu kuşatan derinlik,
Maveradan uzatmalı,
Kardeşliğe doğru kanatlanan bir bakış.
Sevildiğini bilmiyorsun,
Gerçekleri görmüyorsun,
Hakka hep “hayır” diyorsun,
Nasıl bir insansın sen be!
Tatsız, çapsız lafların var,
Sevildiğini bilmiyorsun,
Gerçekleri görmüyorsun,
Hakka hep “hayır” diyorsun,
Nasıl bir insansın sen be! ...
Tatsız, çapsız lafların var,
Mademki sevgi diliyle,
Gülücükler fideleyecektin uzaklara;
Neden dinlemedin ufukların sesini,
Neden yürek uzatmadın şen şakrak kuşlara…
Olacak mı zannetmiştin bereket,
Ekilmeden emek,
"Sözümün kıymetini erbabı bilir, ben sözümü medh eylemem." (Sayfa 21)
" Kalem, tabiatımın (şairliğimin) tâze dilli bir bir tercümanıdır." (s.23)
" Devran (felek, zaman) nazmım incisinin değerini ne bilsin?" (s.65)
Haydi, sıra sende
Nefsini sustur
Bir kişi daha gülsün evrende.
-Şühedaya cennet dileği ile-
Allah'a ve kadere,
Sevince ve kedere,
Eğriler bulunmaz doğru sözlükte,
Yolların düzüsünüz öğretmenim.
İnsanların doğru duyan kulağı,
Hep gören gözüsünüz öğretmenim.
Güzellikle güzelce görüştünüz,
Neden,
Niçin,
Niye;
Çalışanın kazancı,
Soyguncuya hediye...
'Sanatçı olarak ortaya çıkanların işi büsbütün zor... Tek kişi olduğu halde, bütün insanlığın sorumluluğunu taşımayı iş edindiği için bir kaç kere zor' (s. 32) .
'Yapılan evrensel boğuşmada, edebiyatçının yeri edebiyat alanı, silahı edebiyat eseridir' (s. 39) .
'Bir lisan bir neslin canı öyle istedi diyerek zorla sadeleşmiyor' (s. 43) .




-
Ali Kahveci
Tüm Yorumlarmerhaba hocam nasılsın nerelerdesin ???????????