Överken, severken, tenkit eylerken itidali korumak; bizim dinimizin ve millî kültürümüzün en nadide özelliklerindendir.
Her bir eğri davranan bireyi, partiyi, kurumu tenkit eylediğimiz gibi eski arkadaşlarımızı, ustalarımızı ya da eskiden beri bizi usta bilenleri de tenkit eyleyebiliriz lâkin tenkit eylediğimiz kişi, arkadaş ya da usta veya eski ustamız Rahmet-i Rahman'a kavuşmuşsa, biraz daha titiz, dikkatli ve merhametli davranmamız gerekir.
Bir kere tenkit eylediğimiz kişi, arkadaş ya da usta merhum biriyse onun hakkında daha bir düşünerek konuşmak icab eyler; çünkü o merhum artık zerrei miktar iyiliği ve kötülüğü bile en doğru, en ekmel bir şekilde değerlendiren, ihmal eylemeyen yüce Allah'ın gözetimindedir, şaşmaz adaletinin muhatabıdır.
Realiteyi dillendirmek, doğruları doğru bir üslupla sunmak, kaliteli insanları desteklemek, hadiselere objektif bir şekilde bakabilmek, her daim milli ve manevi değerlerden beslenmektir, mertlik.
İlini, töresini, yöresini , dilini her türlü fenalıktan koruyabilecek bilgi, ahlak ve cesaretle donanmak, zalimlere boyun eğmemek, erdemli insanlarla,kurduğu dostluğu sürekli diri tutmak, müspet insanlarla dostluğu mütemadiyen kuvvetlendirmektir, mertlik.
"Dile kulaktan başka tâlip yoktur."
"Deniz balığı suya kandıramaz."
"Gâfilin işi makbul değildir."
"Hak Teâlâ Âdil'dir."
" Câhilin lûtfu ve merhameti azdır."
"Köpek resmine kemik verme."
"Hakk'ın hakkı, ana hakkından öncedir."
"İnsanın ilmi, kalem talimi iledir."
"Nimet hakkını unutmak ayıptır "
"Teenî hak nurudur. Acelecilikse şeytandandır."
"Hırs ejderhadır."
"Şeytanlar aşağılık dünyanın âşıkıdırlar."
Mâneviyat baştacı,ilim süsüdür onun,
Mânevî ilimle coş ki iyi olsun sonun.
Harzemşahlar, Selçukluların ilk zamanlarında bu devlete bağlı müstakil bir vali gibi hareket eylediler.
Alâeddin Tekiş ise harzemşahlar Devleti'ni istiklaline kavuşturdu. Oğlu Alâeddin Muhammed Harzemşahlar devletini büyük bir imparatorluk durumuna ulaştırdı.
Harzemşahlar Devleti, Büyük Selçuklu Devleti'nin bir parçası olduğundan pek az farkla onun teşkilatını devlet idaresinde uyguladı.
Yıllarca kültürümüzü, medeniyetimizi, kültür ve medeniyetimizin önemli isimlerini yılmadan, usanmadan tanıttı bizlere. Birçoğumuz ünlü düşünür, romancı, hikâyeci ve yazarlarımızı onun kaleminden okuduk. Yerli ve millî kültürümüzün özelliklerini, faziletlerini, değer ve kıymetini daha bir doğru anladık, milletimizin ruh köküne azimle, umutla, inançla tutunduk, bizi biz eyleyen değerleri korumanın hayati önemini kavradık.
Kitap, dergi, tanıtımlarıyla ilgilenip bilgilendik, birbirinden değerli deneme, makale, araştırma ve röportajlarıyla ferahladık, sevindik, ileriyi gördük. Millî değerlerimizin aydınlığında düşünmenin, konuşmanın, yazmanın, yürümenin, erdemin, emeğin, dostluğun, çaba ve gayretin, sanatın, edebiyatın kuvvetini, önemini öğrendik.
Millî hikâye, roman, sanat, edebiyat, eğitim ve kültürün faydalarını, tarihi değerlerini, başka roman, hikâye, sanat, edebiyat ve kültürlerden farklı taraflarını, bir daha unutmamak üzere özümsedik, benimsedik.
Merhum Mehmet Ali Taşçı ustanın hikâyeleriyle 1976 yılında tanıştım. O dönemin en çok okunan aylık kültür- sanat dergilerinden Pınar’da yazıyordu. Pınar’da deneme, hikâye, inceleme – araştırma ve kitap tanıtma yazılarını okuduğum, ilgiyle izlediğim, bu sayıda acaba hangi konuda yazmış diye meraklandığım M. Akif Ak, Mustafa Aydın, Yetkin Dilek, Mehmet Taşdiken, Necati Aykan, Veli Şirin gibi ilgiyle izlediğim yazar ve hikâyecilerdendi, merhum Mehmet Ali Taşçı usta.
Benim gibi bir endüstri meslek lisesi öğrencisinin ilgisini okumaya, yazmaya, hikâyeye yönelten, nadir yazarlardan, kültür ve sanat adamlarındandı, merhum. Kendisi gibi çok usta bir hikâye yazarı bildiğimiz, merhumun yazdığı Pınar dergisinde hikâyelerini ilgiyle okuduğumuz Mehmet Taşdiken ustanın dediği gibi “ Kendisine has bir anlatımı, yine özel bir konu seçimi ve detay anlayışı vardı. Kullandığı dili zengin Anadolu Türkçesi idi.” Türkçe onun kaleminden insanı etkileyen, hislendiren, düşündüren, geleneksel değerlerimize doğru yürümemizi öğütleyen, sıcak, sımsıcak hikâyeler şeklinde önce Pınar sayfalarına, sonra gönüllerimize doğru şahlanıyordu. Sözlüklere bakmadan anlayabildiğimiz temiz Türkçesi, Anadolu insanının yaşayışını, düşünme biçimini, çeşitli durumlardaki tepkilerini, iyi niyetini, fedakârlığını, ahlakını, yardımseverliğini o zamana değin örneğine fazla rastlamadığımız bir üslup ile anlatıyor, okuyucuyu bütün samimiyetiyle kucaklıyordu.
Daha sonra günlük Bayrak gazetesinde Söz Temsili isimli köşesinde yazdığı zekâ ürünü, düşündüren, okuyucuyu tebessüme doyuran yazılarında da gördüğüm bu samimiyeti, konuya hâkimiyeti ve anlatmak istediğini lafı uzatmadan en güzel bir şekilde anlatabilme kabiliyeti, onun bir başka güzel özelliğiydi.




-
Ali Kahveci
Tüm Yorumlarmerhaba hocam nasılsın nerelerdesin ???????????