Emin sığınaktır fırtınalarda,
Kimsesizlere arkadaştır onlar.
Zalimin insafsız zulmüne karşı,
Her zaman soylu direniştir onlar.
Dalları allanır sarmaşıkların,
Güneş, gündüzlere,
Ay,gecelere yakışıyor.
Gökyüzünde açılan perdesiz pencereden,
Dağıtmış saçlarını sevinçler bakışıyor.
Martılar,kanat çırpıyor engin denizlerde,
*Hocam okuyucularımıza kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1943 yılında Samsun'un Çarşamba ilçesine bağlı Ustacalı köyünde doğdum. İlkokulu da burada bitirdim. 1955-1956 öğretim yılında imtihanla Lâdik-Akpınar İlköğretmen Okulu'na kabul edildim. Bu okulda beş yıl okuduktan sonra Ankara Yüksek Öğretmen Okulu hazırlık lisesine seçildim(1961) ve liseyi burada bitirdim(1962) . Haziran 1966 döneminde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile Ankara Yüksek Öğretmen Okulu'ndan mezun oldum.
1966 yılından başlamak üzere çeşitli lise, öğretmen okulu, eğitim enstitüsü ve yüksek öğretmen okullarında edebiyat öğretmenliği yaptım, değişik kademelerde idarecilik görevlerinde bulundum.
Şekillerde desende,
O’na işaretler var.
Fikirlerde, lisanda,
O’na işaretler var.
Dağda, taşta, toprakta,
Yunus gibi anarak,
Denizine dalarak,
Rahmetine kanarak
O’na ulaşmak gerek.
Bize gururdur ordumuz,
Bize onurdur ordumuz,
Ayaktaysa ayaktayız;
Onunla yaşar yurdumuz.
Sabahleyin odama gelerek,
Ta yürekten gülümseyerek
En tatlı bir sesle seslenerek
“Haydi, oğlum sofraya” deyişini;
Özledim anacığım,
Özledim.
Ay, güneş, yağmur, bulut,
Gözlere yükler umut.
Sakın Bir'i unutma,
Her zaman aklında tut!
Yıl 1991. Dergi yayıncılığın netameli yolculuğuna pür inançla ve bir avuç idealist arkadaşla henüz başlamışız. Anlı şanlı isimler yok ki dergi tanınsın. Öğrencisin paran yok ki dayanasın. Emeğini ve yeteneğini aşkla katan arkadaş grubumuzun özverisi üzerinde bir yürek yürüyüşüdür gidiyor. Büyüklerimizden “ Hevesinizi alın bakalım” edaları, imaları, göndermeleri yağıyor. “ Ne de olsa sonunuz malum! ” demeye getiriyorlar.
İşte bu şartlar altında bunaldığımız bir noktada,” Ben filan ilden falanım” diye bana veya dergide emeği olan diğer arkadaşlara övgü dolu, heyecanlandırıcı moral telefonları geliyor. Diyorsunuz ki; “ Bu manevi sorumluluktan kaçamayız! .” Ve bir gayret, ha gayret çalışıyorsunuz. Böylelikle, ısrarlı çabalarla gün geldi dergi artık kendini taşıyacak düzeye ulaştı. Yayın hayatında bir yer edindi. Çok sonra öğreniyoruz ki, bize ulaşarak o zor zamanlarda “ son bir gayret duygusu”nu canlandıran telefonların ve mektupların kahir ekseriyetinin sahibi sadece bir isimmiş: Durdu Şahin.
Derler ki Durdu Şahin Çınar Dergisi’nin eseri. Şimdi 15 yıllık Çınar’ın başlangıcındaki iradeyi etkileyen şu gizli imzayı anlattıktan sonra diyorum ki; o emektar arkadaşlarımızdan birisi dahi olmasaydı bu dergi bugün olmazdı. Birisi de anlattığım sebeple Durdu Şahin.
Durdu ŞAHİN: Kimlere iyi şair diyoruz?
Celalettin KURT: Şair; şiir coğrafyasının ikliminde sıhhatli bir şekilde beslenebiliyor; beslendiği kaynakları şiirin ipek mısralarına dökebiliyorsa o şair iyi bir şairdir. Özellikle de şair; mensubu olduğu medeniyetin bütün değer yargılarıyla barışıksa, o şaire iyi şair demek gerekir.
Günümüzde, özellikle mensubu bulunduğumuz ülkenin her kilometrekaresine birkaç şairin düştüğü söylenmektedir. İşte işin vahameti burada başlamaktadır. Edebî sanatlarda kemiyetin azaldığı, keyfiyetin arttığı bir perspektifte, iyi şair olmanın zorluğu bu noktada ortaya çıkmaktadır. Kemiyetin azaldığı, keyfiyetin arttığı bir atmosferde, hâliyle nitelikli şair bulmanın zorluğu görülecektir.




-
Ali Kahveci
Tüm Yorumlarmerhaba hocam nasılsın nerelerdesin ???????????