Dönülecek Bir Yer Yoktu Şiiri - Seyrani Göl

Seyrani Göl
1087

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Dönülecek Bir Yer Yoktu

Evin arkasında
kimsenin bilmediği bir kapı vardı.
Çocukken
oradan hiç geçmemiştim.

Belki bazı kapılar
insan büyüyene kadar
açılmayı bekliyordu.

İnsan hangi kapıyı
neden yıllarca kapalı tutardı?
Ardında kimsenin bilesini istemediği
bir oda olduğu için mi,
yoksa o kapının
insanın kendine açıldığını bildiği için mi?

Elimi kapıyı açmak için uzattım.
Kapının kolu soğuktu.
İçeriden
eski bir saatin sesi geliyordu;
oysa saat çalışmıyordu.

Bir süre dinledim.
İnsan bazen
olmayan bir şeyin sesini
gerçeklerden daha iyi duyuyor.

Kapıyı açtım.
İçerisi karanlık değildi;
yalnızca ışık
buraya uğramaktan vazgeçmişti.

Duvarlarda çerçeveler vardı.
Hiçbirinin yüzü seçilmiyordu.
Birinde
küçük bir çocuk duruyordu.
Yüzü silinmişti.

Ama o çocuğu tanıyordum.
Bana benziyordu.
Gözlerinde
beni tanımayan
yabancı bir bakış vardı.

Bir insan
kendi çocukluğuna
ne zaman yabancı düşerdi?
Bir gün aynadaki yüz
eski bir ismi unutunca.

Yaklaştım.
Çocuk geri çekildi.
Zaman insanı
kendi çocukluğuna bile
yabancı düşürebiliyordu.

Koridorun sonunda
eski bir ayna buldum.
Karşısına geçtim.
Ayna beni göstermedi.
Arkamdaki odayı gösterdi.

İnsan kendine baktığında
neden bazen yüzünü değil de
geride bıraktıklarını görür?
Aynalar gerçekten yüzü mü gösterir,
yoksa insanın bakmaya cesaret edemediği yeri mi?

İçeride biri oturuyordu.
Başını eğmiş,
ellerinin arasında
çok eski bir kış tutuyordu.

Kim olduğunu biliyordum.
Ben değildim.
Ama taşıdığı hüzün
nedense omuzlarımdaydı.

Pencereyi açtım.
Dışarıda gece yoktu henüz.
Gökyüzü,
gündüz olmaktan vazgeçmiş,
geceye de razı olmamıştı.

Uzakta bir köpek havladı.
Sonra sustu.
Bazı sesler
cevap beklemeden ölür.

Ben de sustum.
Çünkü insanın içinde
bazı cümleler
söylenmeden yaşlanır.

Bir çekmecede
sarı bir kâğıt buldum.
Üzerinde tek bir cümle vardı:

“Bir gün dönersen,
kendini burada arama.”
Altında imza yoktu.
Yazanı da belli değildi.
Kâğıdı katladım.
İnsan bazen
en çok kendisinden saklanıyordu.

Çıkmak için kapıya yöneldim.
Tam eşiğe geldiğimde
evin içinden bir ses yükseldi:

“Beni burada bırakma.”
Dönmedim.
İnsan kendi içinden gelen
bir sesi
nasıl geride bırakabilirdi?

Çünkü o sesin
evden mi,
çocukluğumdan mı,
yoksa içimde çoktan ölmüş
bir yanımdan mı geldiğini
bilmiyordum.

Kapıyı kapattım.
Bu kez
arkamdan hiçbir ışık yanmadı.

Sokağa çıktım.
Gece yüzüme
eski bir hatıra gibi vurdu.

Yürüdüm.
Biraz daha yürüdüm.
Arkamda bir ev,
içeride bir çocuk,
bir aynada unutulmuş bir yüz
ve yaz olmayı bekleyen
eski bir kış bıraktım.

Bazı yolların sonunda
ev yoktur.
Sadece insanın
kendine dönmek için
artık geç kaldığını
anladığı bir eşik vardır.

Peki insan
kendine dönmek için
gerçekten hiç geç kalır mıydı?

Ben o eşiği geçtim.
Arkamı dönmedim.
Çünkü artık biliyordum:
Dönülecek bir yer de yoktu.
Görülecek bir yüz de yoktu.
S.GÖL

Seyrani Göl
Kayıt Tarihi : 16.08.2026 09:37:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!