Hayatın sana yüklediği kimlikleri teker teker yaşamaya çalışmaktan ve bu kimliklere yetişmek için
Kendinden koşarak uzaklaştığın zamanlar
Birçok kez yerlere düştüğünü gördüm.
Diz kapaklarını öpmeyi bu yüzden sevdim hep.
Düşmekten, kan revan içinde, parçalanmış, o küçük kızın diz kapakları.
Oysa anneydin sen ve kadın.
İçinden çıkmaya çalışan o küçük kızın en büyük tokat atanıydın.
Seni severken, sen kendini bana kaçırıyordun ve ben bir boşluğu seviyordum sen de bazen.
Koşmaktan yorulmuyordun, kaçmaktan yorulmuyordun, yüzleşmekten korkmuyordun…
Sadece, tırnakların paramparçaydı, hayatı pençelemekten ve diz kapakların kan içindeydi düşmekten.
Ben, eğilip, bir duayla dudaklarımı diz kapaklarına batırdım.
Sonra, bir sevişmek başladı.
İkimiz de, başladığımız bu aşkı bitirmek için, dönmedik birbirimize gittiğimiz bu yoldan.
Yatakta ikimiz dışında, herkes olurdu sevişirken.
Kaçırırlardı bizi gecenin bekçileri
Sabah uyandığımızda, sen kimliklerinden birine girmiş dururdun.
Ben ise Afrika kadar aç kalkardım bu aşktan.
Okan İlkılıçKayıt Tarihi : 8.08.2026 17:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!