Başım önde bu sıralar sorma nedenini,
Başaklar da öyledir ya
İçleri pek dolunca
Salıverir, taşıyamazlar gövdelerini.
İçimde tarifi zor bir sel;
Sanki anızdan geriye kalanları söndürüyor.
Pek yabancı sayılmazsın, gel
İçindeki kaktüs gibi ruhunu emerken, dikenleriyle her çıkıntıya tutunuyor.
Mahbûba vasl olunca hayf,
Batınımda bir emmâre peydâ olur.
Nisyan ince bir örtü misali düşer aklarıma
Maveradan bir rah yükselir, o an suskunlaşır her hatıra...
Bilmem oralarda çalınır mı hüzün kırların kulağına?
Şöyle keskin bir tarçın kokusu gibi yayılır mı etrafına dibi tutmuş yürekler?
Mısır ekmeği gibi kepek kepek düşer mi gözyaşları saman rengi minberlere?
Her ziyaretinde kara örtünün birkaç kızıl şafağı göğsünden söküp atar mı?
Hangi rüzgarın attığını değil,
Hangi fırtınanın koparıp buralara kadar sürüklediğini merak eder mi?
Sık örülmüş parmaklıkların ardında alaycı bir tebessüm ile seyreder mi?
Ne yapar, ne eder?
Yavaş yavaş aksam ona doğru bardağı taşıracak bu son damlayı kabul eder mi?
Her cerihamdan sağ çıkıp bir gazi ile arşa değer mi?
Namlunun ucunda ateş olsan ne fark eder ki?
Sayıklasam titreyen sesimle gözlerinin rengini,
Hafifçe kulağının arkasına sarkıtsam perçemini,
Yine eskisi gibi nefesi tenimde süzülür mü ince bir melodi misali?
Söylesene sevgi sevmek için değer mi?..
Kayıt Tarihi : 11.07.2026 02:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Tüm hikayeler iki şekilde başlar: Ya insan bir yolculuğa çıkar; ya da şehre bir yabancı gelir...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!