Sahi ne kadar olmuş göğe bakmayalı,
Hal hatır sormayalı bir bahçeden?
Ne kadar oldu dalına dokunmayalı bir ağacın..
Yağmurdan kaçışımızın kaçıncı dönümü?
Bırakmalı mı artık bu ayakları,
Dönmeli mi asl'a,
Yoksa hiç dönmeden kaçmalı mı?
Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.
Devamını Oku
belini sarmayalı,
gözünün içinde durmayalı,
aklının aydınlığına sorular sormayalı,
dokunmayalı sıcaklığına karnının.




insanın doğadan, özünden ve kendinden uzaklaşmasının hüznünü anlatıyor. Gökyüzü, ağaç, yağmur ve toprak; kaybedilen masumiyetin ve aidiyetin sembolleri olarak kullanılmış.
En güçlü soru ise son dizede saklı:
"Bir tanecik dilek tutabilir miyiz? Ölmeden önce?"
Bu soru, aslında "Hayatı gerçekten yaşayabildik mi?" diye soruyor.
Kısa ama derin bir şiir; özlem, pişmanlık ve umut arasında ince bir çizgide duruyor. İçtenliğiyle okuyucuyu kendi hayatını sorgulamaya davet ediyor.
Tebrikler.Güzeldi
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta