hüznün, en küçük yetimidir-ciddiyet
yaşamsal kaygılar ne ki
iki sohbet biraz sevmek bir de sarılmış zeytinli soğana çeyrek ekmek
çok seviyorum işte !
elden düşüyor aklın fırçaları
fikirsel tablonun çaresizliğine
sözün bittiği yer imzasız
göğün mavisi yırtılmış tuvalde
kara bir deniz ötesiydi saçlarına gül takılı resmi
mavisine nem düşmüş gözlerinin
kirpiğinde kar tanesi
,,
hayalimin gölgesine karıştı yüreğinin sesleri
tutamadım kirpiğinden b/akan ilhâmları
özlemek ; istemsizce atılan sessiz bir çığlık
bir avuç kelime döktü masamın üzerine peri kıyafetli esinlerin ruhu
ürpertiye yaslandım
bedenime tutundu kırık sandalye ve ılık sema'ver
dem ışığı sızıyordu bardağın ince belinden
-yine akşam garibi çöktü’’ derdi,bu vakitler,valide hanım
nasıl başlarsan öyle biterdi
toplu insan işçiliği
yanlış iliklersen bilinçli düğmeleri
bir de ipliğin çürüğü dikmişse yabancı buseleri
olmazlara gün doğurmuştu tanrılar
nostaljiye düğümlü O vakitler di//
suçlu suçlu bakıyordu yaslı bulutlar ardı gün'eşim..
övgüyle yergi tezgâhında
çığırtkansız ve mostrasız
kirişi zamksız
gramajı sahipsiz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!