Жалаалар,
"Эм"и жок көп жаралар;
Ачышыптыр, боорумда:
Дарылангыс жаралар...
Жанымды кыйнады го,
Vezin:
Mef’ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün
--. / .--. / .--. / .--
Türk oğluna yatmak ve mayışmak yaraşır mı!..
Bitmiş işimiz gayrı, deyip, sinmeyeceksin!
Çepni Serhat'ım, yok, dalavereye gelmezim!
Riyâkârlık edeni, evet, zinhar sevmezim!
Tek; candan, yürekten, içten olanı bilirim:
Mayamda kaypak olanı desteklemek yoktur.
Terörle masaya oturan Devlet,
Devletliğin, aklın, nerede kaldı?
Bunca âh ile bil yürümez devlet,
Haysiyyetin ârın nerede kaldı?
O sıktığın eller sıktı kurşunu,
Çizelim bir yol ve de çıkalım biz hudutlardan
Uzasın konak yerimiz hemen şimdi buralardan
Düşelim yine yeni yollara biz tümüyle ümitvari,
Yeniden yollara düşelim, ardımıza bakmadan!
Onların akıllarına düşer mi anılarımızın aksi?
Seni dün Engürü Sokağı’ndan aradım.
Engürü Sokağı’nda aradım.
O kal’aya ise bilmiyorum,
kaç kerre çıkıp,
çıkıp,
baktım:
Sana,
Seni,
Hatırlatır;
Dem, bu ân.
Beni esas şimdi keşfediyor,
Mef’ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün
--. / .--. / .--. / .--
Ettimdi duâ -içli-, ki şavkında, hilâlin;
Giderken Demir'e, Ruy González de Clavijo,
Bahsetti şanlı Arzemir'den.
Hele Trabzon sarayında Panaret,
Demedi mi ki karşı tepelerden,
Yarı göçebe Türkler peşi sıra geliyor!
Gönlüm, sensiz, ağrıyor âh her dem...
Ben, seni, âh şimdi, yitirdim mi elden?..
Âh, gönlüm, sızlıyor be güzelim!..
Heyhat! Bu herif, sen üçün öldü, bilsen...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!